SON DAKİKA
SON DAKİKA
Siberkondria
15.05.2019

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte birçok alışkanlığımız değişti.

 Evimize yeni bir eşya ya da araba alırken, tatile çıkarken, okuyacağımız kitaba, izleyeceğimiz filme hatta çocuğumuza koyacağımız isme karar verirken bile internetten araştırma yapar olduk. Buraya kadar her şey normal, çağın gerektirdiği bir ihtiyaç diyelim, seçenek çok karar verirken yardım alıyoruz. Sonuçta bir eşyadan ya da hobiden, sağlığı tehlikeye atmayacak bir şeyden bahsediyoruz.

Ama ağrıyan başınıza, geçmeyen sivilcelerinize teşhis ararken ya da anlamını bilmediğiniz bir tahlil değerini araştırırken durum değişiyor. İnternetten okuduklarınızın çoğu tıbbi geçerliliği kanıtlanmış bilgiler değil, forum sitelerinde insanların hastalıklarla ilgili yaptıkları yorumları bilgi diye okuyoruz, bunun yanı sıra yabancı kaynaklardan eksik ve hatalı çevrilmiş, güncelliğini yitirmiş, kopyala yapıştır yapılırken anlamını yitirmiş bir sürü bilgi var.

Bilgi kirliliğinde boğulup, neden sonuç ilişkisini kuramamak insanı daha çok paniğe sürüklüyor ve insanın doğru düşünmesini engelliyor. Bu yüzden de kendisine hastalık tanısı koyan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Siberkondria diyoruz bu duruma yani kişinin internette okuduğu bilgilerle kendisine teşhis koyması hastalığı.

Bir de internetten öğrendikleriyle kendisine teşhis koymakla yetinmeyip, doktora doktorluk öğretmeye çalışan, hatta ben de doktor yarısı oldum diyenler de var. Onlara henüz konulmuş bir tanı yok, sadece atalarımızın söylediği güzel bir söz var: “Yarım doktor candan, yarım imam dinden eder.”

Dünyada yaklaşık olarak günde 6 bin, yılda 2 milyon yeni tıbbi makale, 100.000 aylık dergi çıktığını göz önüne aldığımızda, bilgilerin ne kadar büyük hızla değiştiğini ve bu bilgileri sentezleyecek olan kişilerin yine tıp eğitimi almış hekimler olduğunu unutmamak gerek.

Muayenenin yanı sıra, hastadan mevcut veya geçmiş hastalıkları hakkında bilgiler alır, gerekiyorsa laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri kullanır, bilgilerimizi ve tecrübelerimizi bunlarla harmanlar ve insan vücudunu bir bütün olarak değerlendiririz. Hekimlik sanatı da budur. Tıp Fakültesi eğitiminin temel prensiplerden biri  “Hastalık yoktur hasta vardır” kavramıdır. Yani baş ağrısının veya ateşin sebebi her hastada farklı olabilir. İnsan bir makine değildir ki her insanın hastalığının belirtisi herkeste aynı olsun, size yarayan tedavi bir başkasına yaramayabilir.

Hastalığınız hatta tedavinizin internetten araştırdığınız bir hobi ya da almayı düşündüğünüz bir eşya olmadığını, tıbbın uzun emek gerektiren bilimsel bir süreç olduğunu ve sağlığınızın çok değerli olduğunuzu unutmayın.

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap