Almanya katil İsrail'i neden koşulsuz destekliyor?
Yayın Tarihi: 08.10.2026 - 09:06
Soykırımcı İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve ablukası dünyanın dört bir yanında protesto edilirken, Almanya'da Filistin'e destek amacıyla düzenlenen eylemlerde ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Peki Almanya'nın İsrail'e koşulsuz desteğinin arkasında hangi sebepler yatıyor? Detaylar haberimizde...
Katil İsrail, 1948 yılından bu yana Filistin halkına karşı sürdürdüğü soykırımı 7 Ekim 2023'te sistematik hale getirdi.
Son 3 yılda Gazze'de 74 bin kişiyi katleden İsrail, nüfusun neredeyse tamamını en az bir kere yerinden etti.
Son üç yıldır Gazze'de yaşanan insanlık dramı birçok ülkede protesto edilirken, İsrail'in baskıcı ve saldırgan politikaları diplomatik alanda da tepkilerin tırmanmasına yol açtı.
7 Ekim 2023'ten sonra İsrail'e desteğini açıklayan birçok Batılı ülke son zamanlarda tam tersi bir tutum sergiliyor. Geçtiğimiz ay Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere dışişleri bakanları, ortak yazılı açıklamayla işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden ürünlerin ticaretini yasaklama yönünde adım atacaklarını duyurdu.
Katil Netanyahu hükümeti bu hamlelerin karşısında köşeye sıkışmışken, Almanya İsrail'in en büyük destekçilerinden biri olmayı sürdürüyor. Almanya, uluslararası arenada İsrail'e destek vermenin yanı sıra ülkesinde düzenlenen Filistin'e destek eylemlerinde de ciddi hak ihlallerine imza atıyor.
Peki Almanya'nın İsrail'e koşulsuz desteğinin arkasında neler yatıyor? Bu sorunun cevabını Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) Yönetim Kurulu Üyesi M. Beheşti Aydoğan ile konuştuk.
Almanya başta olmak üzere Batı ülkelerinde Filistin destekçilerine, Müslümanlara ve göçmenlere yönelik artan baskı ve ayrımcı uygulamaları değerlendiren Aydoğan, yaşananların sadece tarihsel bir "suçluluk psikolojisi" ile açıklanamayacağını vurguladı.
Aydoğan, Filistin sembollerinin terörize edilmesi ve protestoların yasaklanmasının arkasında, savunulamaz bir siyasi pozisyonun hukuk eliyle dayatılması ve Batı felsefesinde kökleşmiş ırkçı bir yaklaşımın yattığını ifade etti.
"Hukuk yoluyla sindirmeyi amaçlayan koordineli bir politika görüyoruz"
Toplumda özellikle başörtülü Müslüman kadınlara ve Filistin destekçilerine yönelik ayrımcılığın tırmandığına dikkat çeken Aydoğan, kefiye ve Filistin bayrağı gibi temel simgelerin sistemli bir şekilde "kriminalize" edilerek terörle özdeşleştirildiğini belirtti.
İsrail’in politikalarına yönelik eleştirilerin suç kapsamına alınmaya çalışıldığını ifade eden Aydoğan, bu süreçte sığınmacı ve göçmen konumundaki kişilerin haklarının devlet çıkarı uğruna gözden çıkarıldığını vurguladı:
"Siyasi ve ideolojik bir pozisyon, hukuk mekanizmaları kullanılarak işler hale getiriliyor. Göçmenlerin ve mültecilerin temel hakları, devlet çıkarı karşısında kolayca vazgeçilebilir unsurlar olarak sunuluyor. Burada, Filistin meselesini duyarlılık haline getiren bireyleri hukuk yoluyla sindirmeyi amaçlayan koordineli bir politika görüyoruz."
Savunulamayan pozisyon karşısında mutlak bir sindirme çabası
Almanya'nın tutumu değerlendirilirken sıkça gündeme getirilen "Holokost kaynaklı suçluluk psikolojisi" söylemine de değinen Aydoğan, bu faktörün göz ardı edilemeyeceğini ancak mevcut durumu açıklamakta tek başına yetersiz kaldığını dile getirdi.
Gazze'deki soykırım ve devam eden silah transferleri karşısında Almanya'nın ahlaki ve hukuki açıdan savunulamaz bir noktada olduğunu belirten Aydoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Almanya açısından bulunduğu nokta, mevcut Gazze'deki soykırımı ve Filistin'de yıllardır devam eden hali düşündüğünüzde savunulamaz bir noktayı temsil ediyor. Herhangi bir sese karşı söyleyebileceği, konuşabileceği, dile getirebileceği bir şey bulunmuyor.
Bu savunulamaz nokta karşısında protestolara kadar inen, bireyin bu konuda konuşmasına engel olmaya çalışan, bir şekilde sindirmeye ve ezmeye çalışan yapı, aslında savunamadığı bir noktada mutlak bir şekilde herhangi bir şekilde bu konuda ses çıkmasını istemiyor."