Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, küresel enerji arzının yüzde 14'ünü etkiledi
Yayın Tarihi: 26.09.2026 - 14:49
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sırasında küresel petrol ve doğalgaz arzının yüzde 14'ü etkilendi. Alternatif boru hatları, stoklar ve talepteki düşüş, arz şokunu sınırladı.
McKinsey Küresel Enstitüsü'nün raporuna göre, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz modern dönemin en büyük enerji arz kesintilerinden biri oldu.
ABD/İsrail-İran savaşı öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si ile LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz'den geçiyordu. Krizin en yoğun döneminde küresel petrol ve gaz arzının yüzde 14'ü etkilendi. Bunun yüzde 91'ini petrol oluşturdu.
Doğalgaz arzındaki kayıp ise yaklaşık yüzde 3'te kaldı.
ALTERNATİF ROTALAR DEVREYE GİRDİ
Hürmüz'den kriz öncesinde günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol geçerken, kriz döneminde bu miktarın yaklaşık 3,3 milyon varillik bölümü devam etti.
Alternatif boru hatları ve Hürmüz dışındaki üretim artışıyla günlük yaklaşık 5,2 milyon varillik ilave arz sağlandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin hatlarının daha yoğun kullanılması bu artışta etkili oldu.
Petrol stoklarından da günlük yaklaşık 3,5 milyon varil kullanıldı. Kalan açığın önemli bölümü ise petrol tüketimindeki düşüşle dengelendi.

STOKLARIN SINIRI ORTAYA ÇIKTI
Ağustos sonu itibarıyla küresel stoklardan yaklaşık 500 milyon varil petrol kullanıldı. Bu miktarın küresel ekonominin yaklaşık beş günlük petrol ihtiyacına denk geldiği hesaplanıyor.
Körfez'deki rafinerilerde üretim önemli ölçüde gerilerken, Rusya'da da günlük yaklaşık 2 milyon varillik rafineri kapasitesi devre dışı kaldı.
Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'nın eylülde geçici olarak kapatılması ise alternatif güzergahların bölgesel risklere karşı kırılganlığını gösterdi.

2030'DA ALTERNATİF KAPASİTE 13 MİLYON VARİLE ÇIKABİLİR
McKinsey'e göre, planlanan projelerin hayata geçirilmesi halinde 2030'a kadar Hürmüz'e alternatif günlük petrol yönlendirme kapasitesi 13 milyon varile kadar çıkabilir.
Raporda, enerji güvenliği için alternatif arz kaynakları, yeni ticaret güzergahları, stratejik stoklar, temiz enerji ve talep yönetiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.