ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki dostluk, artık sadece Türkiye'de dikkat çeken bir durum değil, uluslararası bir gündem maddesine dönüştü.
Ankara'daki NATO Zirvesi, bu dostluğun zirve noktası haline geldi.
İNGİLİZLER BU DOSTLUĞU KALEME ALDI
Gülümseyen liderler el ele, karşılıklı oturarak birbirlerine övgüler yağdırdı. Masada ise kritik konular yer aldı.
NATO zirvesinde Türkiye, F-35'ler için en net taahhütleri aldı, ABD ise Türkiye'nin silah sanayisi ve askeri desteği konusunda güvenceler sağladı.
Bu dostluk, anlaşmalara yansırken İngiliz BBC, gündemden düşmeyen bu dostluğu uzmanlara sordu, uzmanlar da madde madde ele aldı.

DOSTLUĞUN MİLADI
Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "dostu" olarak nitelendirmesi, 2017'de başlayan ilk başkanlık dönemine uzanıyor.
Gerçi bu dönemde Pastör Andrew Brunson krizi yaşanmış, ABD Türkiye'ye Rus S-400 füze savunma sistemini satın aldığı için CAATSA yaptırımlarını uygulamaya başlamış ve Ankara'yı F-35 programından çıkarmış, Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonları da ilişkilerde gerginliğe neden olmuştu.
İKİNCİ DÖNEMDE İLİŞKİLER GİDEREK GELİŞTİ
Trump'ın 2025'te başlayan ikinci başkanlık döneminde ise Türkiye-ABD ilişkilerindeki en dikkat çekici gelişme, özellikle liderler diplomasisiyle savunma sanayisi yaptırımlarının aşılması yolunda adımlar atılması.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, BBC Türkçe'ye yaptığı yazılı açıklamada, Başkan Trump'ın "bölgede muhteşem bir ortak olan" ve Ankara'da ABD'yi sıcak şekilde ağırlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile "harika bir ilişkiye" sahip olduğunu söyledi.

"TÜRKİYE BÖLGESEL KONULARDA ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI"
Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve DEAŞ ile Mücadele Küresel Koalisyonu Özel Elçisi olan ve daha önce 2008–2010 yıllarında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey'e göre Trump'ın Erdoğan'a duyduğu güvenin nedeni, bölgesel konularda Türkiye'nin oynadığı rol.
BBC'nin sorularını yanıtlayan James Jeffrey, "Türkiye; Kafkasya, Kuzeydoğu Suriye'deki 2019 ateşkesi ve Gazze Barış Girişimi konularında üzerine düşeni yaptı." diyor.
Jeffrey ayrıca Türkiye'nin Ukrayna'ya destek verirken Rusya ile ilişki kurmaya da istekli olmasının, Trump'ın görüşlerini yansıttığını ve takdirle karşılandığını söylüyor.
Jeffrey, "Başkan Trump, Erdoğan'ı, kendi gözünde zayıf olan Batılı Avrupa liderlerine kıyasla güçlü ve kararlı bir lider olarak görüyor." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE, SURİYE'DE KİLİT AKTÖR OLDU
Suriye'de Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejiminin son bulması ve Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Rusya'ya kaçmasının ardından yeni bir dönem başladı.
Türkiye, Suriye'nin yeniden yapılanmasında kilit aktörlerden birine dönüştü.
Bu noktada Suriye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasından ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasına kadar verilen birçok mesaj, ABD'nin bölgesel politikalarıyla paralellik gösteriyor.

"GERİLİMLİ AMA PAZARLIĞA AÇIK BİR İLİŞKİ"
ABD'deki Stanford Üniversitesi'nden Demokrasi, Kalkınma ve Hukukun Üstünlüğü Merkezi'nde (CDDRL) araştırmacı yazar ve Türkiye Programı Direktör Yardımcısı Ayça Alemdaroğlu ise Suriye, Rusya, S-400 ve F-35 meselesi, NATO içi pozisyonlar, İsrail-Filistin ve bölgesel güvenlik başlıklarında Türkiye ve ABD arasında "ciddi ayrılıklar" olduğunu söylüyor.
Alemdaroğlu, "Ama iki tarafın birbirinden beklentileri de var. ABD, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu, Karadeniz, Suriye, Rusya ve İran dosyalarındaki rolünü önemsiyor. Türkiye ise yaptırımların kaldırılması, savunma sanayii alanında hareket alanı, F-35 meselesinde ilerleme ve Washington'dan siyasi destek ve doğrudan muhataplık bekliyor." ifadelerini kullandı.
Ayça Alemdaroğlu'na göre Trump ve Erdoğan arasında "derin bir uyumdan çok gerilimli ama pazarlığa açık bir ilişki" var.

"İLİŞKİ AL-VER MANTIĞINA KURULU"
Alemdaroğlu, Trump-Erdoğan ilişkisinin, "büyük ölçüde dosya bazlı al-ver mantığı üzerine kurulu" işlemsel (transactional) liderlik stiline örnek oluşturduğu görüşünde
Alemdaroğlu, "Bir konuda taviz, başka bir konuda kazanım; bir dosyada gerilim, başka bir dosyada işbirliği. Stratejik düzeyde de iki ülke arasında tam bir uyum yok." diye konuştu.
BBC'nin sorularını yanıtlayan ABD merkezli Atlantic Council Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi'ne bağlı Transatlantik Güvenlik Girişimi'nin Direktörü Dr. Torrey Taussig de bu görüşe katılıyor.
Taussig, "Trump'ın dış politikaya uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda yaklaştığını düşünmüyorum. Aksine, yaklaşımı daha ziyade al-ver ilişkisine ve anlaşma odaklı bir yapıya dayanıyor. Erdoğan ile olan ilişkisini de bu kategoride değerlendiriyorum." dedi.
James Jeffrey ise Erdoğan ve Trump'ın ilişkisinin "salt işlemsel bir ilişkiden ziyade stratejik bir ilişki" olduğunu belirtiyor.
"TRUMP KONGREYİ KARŞISINA ALDI"
Jeffrey'e göre iki lider de "dış politikalarının merkezinde" gördükleri bu ilişkiyi sürdürmek uğruna "bedel ödemeye" ve politikalarını değiştirmeye istekli.
Jeffrey bu noktada örnek olarak, Türkiye'nin İsrail'in Suriye ve Kıbrıs'taki hamleleri karşısında "nispeten temkinli bir tutum sergilemesini", Trump'ın da "ikili ilişkileri koruyup derinleştirmek amacıyla silah satışları konusunda Kongre'yi karşısına almayı göze almasını" gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Mart'ta Ankara'da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı'nda yaptığı konuşmada, 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail/İran savaşına atıfla, "Türkiye'nin dış politikası salt çıkar odaklı değil, aynı zamanda değer odaklıdır. Nerede olursa olsun adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz." demişti.

"TRUMP'IN GÜÇLÜ ADAM SİYASETİNE DUYDUĞU BEĞENİ"
ABD Başkanı Trump, son dönemde NATO'dan ve Avrupalı müttefiklerinden memnuniyetsizliğini sıklıkla dile getiriyor.
Diğer yandan "güçlü bir adam" ve "güçlü bir lider" olarak tanımladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan övgüyle bahsediyor.
Torrey Taussig, iki lider arasındaki ilişkinin, Trump ve Avrupalı liderler arasındaki diğer siyasi anlaşmazlıkların yumuşatılmasına yardımcı olduğunu söylüyor.
Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı'nda (Pentagon) NATO Politika Danışmanı olarak da görev yapan Taussig'e göre Erdoğan, NATO Zirvesi'nde Trump ile olan iyi ilişkisinin yanı sıra ABD Başkanı'nın anlaşma yapmaya yatkınlığından da "sonuna kadar yararlanarak", Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına yeniden dahil edilmesinin önünü açtı.
Ayça Alemdaroğlu ise iki lideri yakınlaştıran faktörlerden birinin, Trump'ın "güçlü adam siyasetine duyduğu açık beğeni" olduğunu söylerken, "Trump, Rusya lideri Vladimir Putin, Çin lideri Şi Cinping ve Erdoğan gibi liderlere baktığında onları güçlü görüyor." dedi.