ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu'nda değerlendirmelerine devam ediyor.
Suriye'deki dönüşüme değinen Barrack, Washington yönetiminin Suriye politikası kapsamında bölgedeki askeri varlığını azaltarak farklı bir yaklaşım benimsediğine dikkati çekerek, "Biz, asker göndermedik, askerlerimizi çektik. Yüz yıldır yapılanların tam tersini yaptık. Dün, ondan önceki gün, son üssümüzdeki son askerlerimizi çektik. Bu, olağanüstü. ABD'nin uzun yıllar DEAŞ ile mücadele yürüttüğü önemli ülkelerden birindeki son üssümüzden son birliklerimizi de çektik." ifadelerini kullandı.
"ŞARA, DEFALARCA İSRAİL İLE SORUN İSTEMEDİKLERİNİ SÖYLEDİ"
Barrack, geçmişte Kürtler ve Dürzilerle sorun yaşayan, İran'la yakınlığı bulunan ve dünya ile uzun süre çatışma halinde olan Suriye'nin bugün bölgedeki en istikrarlı yerlerden birine dönüştüğünü vurguladı.
İsrail'in aksine Suriye'nin İsrail'e yönelik askeri faaliyetlerde bulunmamasına rağmen ortada herhangi bir anlaşma olmamasına ilişkin soruyu yanıtlayan Barrack, "8 Aralık'tan bu yana Suriye, (Cumhurbaşkanı) Şara yönetimi altında İsrail'e tek bir kurşun bile sıkmadı. Aksine Cumhurbaşkanı Şara, defalarca İsrail ile sorun istemediklerini, düşmanlık aramadıklarını, bir saldırmazlık ve normalleşme anlaşmasına açık olduklarını söyledi." diye konuştu.

"NETANYAHU SINIRLARI UMURSAMIYOR"
Barrack, İsrail'in güneydeki Dürzileri kendi akrabaları olarak gördüğünü ve Süveyda'daki olayların ardından İsraillilerin sınırı geçerek "Dürzileri koruduğunu" savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, 7 Ekim'den sonra her şeyin değiştiğini açıkça söyledi. Sınırları umursamıyor, hatları umursamıyor, 1967 sınırını umursamıyor, 1974 sınırını umursamıyor, 8 Aralık hattını umursamıyor. Suriye, bu çatışmaya girmeyerek akıllıca davrandı. Bu nedenle ihlaller, sürekli devam ediyor. İsrail, bir konvoy gördüğü her seferinde bu hatları geçiyor çünkü iki taraf arasında hala güven yok."
Barrack, Suriye'nin "defalarca görüşmeye hazır olduklarını" dile getirdiğini ve İsrail'e karşı "hasmane bir tutum sergilemeyerek çok akıllıca davrandığı" ve "Suriye ile normalleşmeye Lübnan'dan daha önce varılacağı" yorumunu yaptı.
"TÜRKİYE, BÖLGEDEKİ EN GÜÇLÜ VE İŞLEYEN EKONOMİLERDEN BİRİ"
Düşmanı askeri yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımın kalıcı çözüm üretmediğini belirten Barrack, bu yöntemin, nesiller boyu süren nefret döngüsünü beslediğini söyledi.
Barrack, İsrail'in 1948'den bu yana benimsediği yaklaşımın bölgedeki genel eğilimle örtüşmediğini, savaşların çözüm üretmediğini vurguladı.
Lübnan örneğine işaret eden Barrack, 1949'daki ateşkes anlaşması, 15 yıllık iç savaş ve Taif Anlaşması'nın kalıcı istikrar sağlamadığını dile getirdi.

"HİZBULLAH KAPSAM DIŞI"
Taif Anlaşması'nın bugünkü ateşkes ve barış arayışlarına benzer şekilde mezhepsel dengelerin yeniden düzenlenmesini hedeflediğini belirten Barrack, Hizbullah'ı kapsam dışında bıraktığını ifade etti.
Barrack, İsrail'in saldırılarının Hizbullah'ın varlık gerekçesini güçlendirdiğini savunarak, İran gibi egemen devletlerin desteklediği milis yapıların yalnızca askeri yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağını belirtti.
Kalıcı çözümün, refahın sağlanmasından geçtiğini vurgulayan Barrack, bireyden aileye, topluluktan devlete uzanan bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.
Bölgesel sorunların çözümünün yine bölge ülkeleri tarafından bulunması gerektiğinin altını çizen Barrack, bu çerçevede Abraham Anlaşması'nın uzun vadede çözümün parçası olabileceğini iddia etti.
Barrack, Suriye'de yürütülen sürecin Türkiye ile birlikte şekillenen bir "deney" niteliği taşıdığını belirterek, Türkiye'nin bölgedeki en güçlü ve işleyen ekonomilerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin yalnızca NATO'nun en büyük ikinci gücü olmadığını, aynı zamanda nüfusu, kaynakları ve askeri kapasitesiyle bölgedeki en önemli ve etkili aktörlerden biri olduğunu ifade etti.

BARRACK'A GÖRE ÇÖZÜME GİDEN YOL REFAHTAN GEÇİYOR
Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "etkili bir lider" olarak nitelendirerek, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun da ülkesinin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini söyledi.
Orta Doğu'da güç unsurunun belirleyici olduğunu vurgulayan Barrack, zayıflık algısının ülkeleri "dezavantajlı konuma" sürüklediğini ifade etti.
Suriye'deki gelişmeleri örnek gösteren Barrack, güçlü liderliklerin bölgedeki dönüşüm süreçlerinde etkili olduğunu, Türkiye'nin de bu çerçevede önemli rol oynadığını dile getirdi.
Barrack, "İsrail, Abu Dabi ile ittifak kurduğu gibi Türkiye ile de ittifak kurabilir, Suudi Arabistan da İsrail ile ittifak kurabilir. İsrail halkının refahı için bence çözüm bu. Bu yüzden bu tür söylemlerin ortadan kalkacağını düşünüyorum. Türkiye, hafife alınacak bir ülke değil." ifadelerini kullandı.
Suriye'nin tarihsel bakımdan farklı din ve etnik grupların bir arada yaşadığı köklü bir medeniyet olduğunu anlatan Barrack, bölgede kalıcı çözümün işbirliği ve ekonomik kalkınmadan geçtiğini ifade etti.
Ateşkes anlaşmalarına da değinen Barrack, bazı düzenlemelerin taraflara tek taraflı hareket alanı bıraktığını, bu durumun kalıcı barışı zorlaştırdığını belirtti.
Barrack, ABD'nin önceki yönetim dönemlerinde yapılan bazı anlaşmaların sahada etkili olmadığını savunarak, çözümün bölgesel uyum ve refahın artırılmasından geçtiğini ifade etti.

TÜRKİYE'NİN BÖLGEDEKİ ARABULUCULUK ROLÜNÜN ÖNEMİ
Barrack, Gazze'de ateşkes ihlallerinin sürdüğü dönemde Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünün önemine işaret ederek, "İsrail'in yapabileceği en akıllıca şey, Türkiye'yi tam da sizin dediğiniz gibi bu sürece dahil etmeye teşvik etmek ve bunu benimsemektir." diye konuştu.
Türkiye ile Katar'ın Hamas'ı "terör örgütü olarak kabul etmediği için yıllarca eleştirildiğini" savunan Barrack, "Eğer Hamas’ı yabancı bir terör örgütü olarak kabul etme konusunda bizimle aynı fikirde olsalardı bu, asla yaşanmazdı. Onları dışlamanız gerekir. Türkiye'yi o sürece dahil etseydiniz şu anda yaşananları yani vahşetleri ve ihlalleri önlemede yardımcı olabilirdi çünkü onlar o dili konuşabiliyorlar." dedi.
Uzun vadeli çözümün "kapsayıcılıktan" geçtiğine işaret eden Barrack, dışlayıcı yaklaşımların yalnızca kısa vadeli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrine ilişkin soruyu yanıtlayan Barrack, son 16 ayda ABD ile Türkiye ilişkilerinde son 15 yıldan daha fazla ilerleme kaydedildiğini vurguladı.
Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişki başta olmak üzere dışişleri, istihbarat, askeri ve ticari alanlarda gelişme olduğuna dikkati çekti.
Barrack, "Ülkeler arasındaki ittifak yeniden şekilleniyor. Suriye'de olanlar ise büyük ölçüde Türkiye'nin lehine oldu. Türkiye ve Suudi Arabistan, bazı kusurları olsa da bu 'filizlenen yapıyı' destekledikleri için büyük övgüyü hak ediyor, aslında bu süreçte belirleyici olan Türkiye'ydi. İki ülke arasındaki ilişkiler ise hiç olmadığı kadar iyi. Bence S-400 meselesine yakında bir çözüm bulunacak. Benim temsil ettiğim taraf açısından, F-35 programına yeniden kabul edilmek de mümkün." diye konuştu.

İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA SAĞLANAN ATEŞKES
İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin en önemli yönünün "anlamsız öldürmeleri durdurmuş olması" görüşünü dile getiren Barrack, ateşkesin tüm detaylarının net şekilde tanımlanmasından ziyade sahada eksik aktörlere dikkati çekerek, "O masada eksik olan iki taraf var: Hizbullah ve İran. Yani olan şey, doğru yönde atılmış bir adımdı. Asıl iş şimdi başlıyor." ifadelerini kullandı.
Hizbullah ile bir çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Barrack, bu sürecin "Hizbullah'ı yok etmek üzerine kurulu olmaması gerektiğini" söyledi.
Barrack, ayrıca 2024'te neyin işe yaramadığının görüldüğünü, halihazırda yürürlükte olan ve taraflardan gelen taleplere yanıt veren çok taraflı bir mekanizmanın bulunduğunu ifade etti.