Yunan Basınında Türkiye Endişesi! GSI Projesinde “Önceden Koordinasyon” Krizi
Yayın Tarihi: 04.10.2026 - 14:19
Türkiye’nin GSI projesi için kıta sahanlığında önceden koordinasyon şartı Yunan basınında gündem oldu. Atina emsal endişesi taşıyor.
Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışması, Yunanistan-GKRY elektrik bağlantısını sağlayacak Great Sea Interconnector (GSI) projesi üzerinden yeniden gündeme geldi. Ankara’nın kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlarda kablo döşeme ve benzeri faaliyetlerin önceden koordine edilmesi gerektiğini açıklaması, Yunan basınında “emsal” tartışmasını beraberinde getirdi.
GSI PROJESİNDE TÜRKİYE-YUNANİSTAN GERİLİMİ
Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni deniz altından elektrik hattıyla birbirine bağlamayı amaçlayan Great Sea Interconnector (GSI) projesi, Ankara ile Atina arasındaki deniz yetki alanları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlarda gerçekleştirilecek kablo ve boru döşeme faaliyetleri ile bilimsel araştırmaların Türkiye ile önceden koordine edilmesi gerektiğini açıkladı.
MSB, Türkiye’nin 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarına ve Doğu Akdeniz’deki hak ve yetkilerine atıfta bulundu. Bakanlık ayrıca, kendi değerlendirmesine göre izinsiz faaliyetlere izin verilmeyeceğini belirtti.
ATİNA’NIN “EMSAL” ENDİŞESİ GÜNDEMDE
Türkiye’nin “önceden koordinasyon” talebi Yunan basınında yalnızca GSI projesinin güzergahıyla sınırlı bir konu olarak ele alınmadı.
To Vima’da yayımlanan değerlendirmelerde, Ankara’nın talep ettiği koordinasyon mekanizmasının kabul edilmesinin gelecekteki denizaltı kablo, boru hattı ve bilimsel araştırma faaliyetleri açısından emsal oluşturabileceği öne sürüldü. Yunanistan açısından temel tartışmanın ise “bildirim” ile “koordinasyon” arasındaki hukuki ve siyasi anlam farkı olduğu aktarıldı.
Yunan tarafı, bir faaliyetin Türkiye’ye bildirilmesinin Ankara’nın ilgili bölgede yetki sahibi olduğunun kabulü anlamına gelmemesi gerektiğini savunuyor. Türkiye ise kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlarda gerçekleştirilecek faaliyetlerin kıyı devleti sıfatıyla kendisiyle önceden koordine edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle Atina’da tartışmanın yalnızca bir elektrik kablosunun döşenmesiyle sınırlı olmadığı, kurulacak uygulamanın gelecekteki projelerde nasıl yorumlanabileceği üzerinde de durulduğu görülüyor.
ANKARA VE ATİNA'NIN POZİSYONLARI FARKLI
GSI projesi çevresindeki anlaşmazlığın temelinde Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin farklı hukuki pozisyonları bulunuyor.
Ankara, tutumunu Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat ile 18 Mart 2020'de Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarına dayandırıyor. Türkiye ayrıca kıta sahanlığında kablo, boru döşeme ve bilimsel araştırma gibi faaliyetlerin önceden koordinasyon gerektirdiğini savunuyor.
Atina ise Türkiye’nin yaklaşımının kendi deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini etkileyebilecek bir sonuç doğurabileceği görüşünde. Yunanistan tarafında “bildirim” ve “izin/koordinasyon” kavramları arasındaki ayrım özellikle öne çıkarılıyor.
Öte yandan 4 Ekim itibarıyla Yunanistan ile Fransa arasında GSI projesindeki çıkmazı aşmaya yönelik bir formül üzerinde görüşmeler yapıldığı bildirildi. Yunan hükümetinden bir kaynağa göre Fransız şirketi Nexans'ın, deniz tabanı araştırmaları için Ankara’ya bildirimde bulunması ve aynı zamanda Atina’dan gerekli yetkilendirmeyi talep etmesi planlanıyor. Ancak bu formülün Ankara’nın “önceden koordinasyon” şartıyla nasıl bağdaştırılacağı konusunda belirsizlik devam ediyor.