A+ A-
Yorum
10

MEB’in görmediği eşitsizliğin tablosu!

Yayın Tarihi: 09.09.2026 - 10:07 | Güncelleme Tarihi: 09.09.2026 - 10:11
PISA 2025 sonuçları eğitimdeki eşitsizliği ortaya koydu. Avantajlı öğrencilerle dezavantajlılar arasındaki fen performansı farkı 81 puana çıkarken öğrencilerin %34,3’ü maddi yoksunluk yaşadı, %53’ü tam gün devamsızlık yaptı.
Kaynak:HABER MERKEZİ

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “başarı” olarak sunduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) PISA 2025 raporu eğitimdeki eşitsizliği gözler önüne serdi. PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye, okuma becerilerinde 16, fen bilimlerinde 18, matematikte 9 puanlık artışla OECD ülkeleri arasında üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu. Ancak raporda yer alan veriler bununla sınırlı kalmadı.

Rapora göre ülkede sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25'lik gruptaki öğrenciler fen bilimlerinde, en dezavantajlı yüzde 25'lik gruptakilerden 81 puan daha yüksek sonuç aldı. Buna göre sosyoekonomik olarak avantajlı öğrenciler akademik olarak daha başarılı oldu. 2015-2025 yılları arasında sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı öğrenciler arasındaki fen performansı farkı açılırken OECD ülkelerinde fark azaldı. Bu dönemde fen performansındaki gelişim, dezavantajlı öğrencilere göre avantajlı öğrencilerde daha yüksek gerçekleşti.

Buna karşın dezavantajlı öğrencilerin bir bölümü, koşullarına rağmen başarı gösterdi. Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin yaklaşık yüzde 13’ü fen performansında ülkesindeki en başarılı yüzde 25’lik dilime girdi. Rapora göre fen alanındaki performans farklılığın yüzde 10’u sosyoekonomik durumla açıklandı. OECD ülkelerinde dezavantajlı öğrencilerin yüzde 12’si en üst çeyrekte yer alırken, Türkiye’de bu oran yüzde 13 oldu.

EKSİKLİKLER ÖNE ÇIKTI

Raporda okullardaki personel ve kaynak eksiklikleri de ele alındı. Buna göre ülkedeki öğrencilerin yüzde 8’i, okul yöneticilerinin öğretmen yetersizliğinin eğitimi aksattığını bildirdiği okullarda okudu. Öğretmen dışındaki okul personelinin yetersizliği ise Türkiye’de daha yaygın bir sorun olarak öne çıktı. Öğrencilerin yüzde 43’ü, okul yöneticilerinin öğretmen dışındaki personel eksikliğinin eğitimi en azından bir ölçüde aksattığını belirttiği okullarda eğitim gördü. OECD ortalaması ise yüzde 39 oldu.

Eğitim materyallerindeki eksiklik de öğrencilerin önemli bir bölümünü etkiledi. Rapora göre öğrencilerin yüzde 24’ü ders kitabı, bilişim teknolojileri, kütüphane veya laboratuvar malzemeleri gibi eğitim materyallerindeki eksikliklerin olduğu okullarda okuyor. Bina, okul bahçesi, ısıtma gibi fiziki altyapı eksikliklerinin bulunduğu okullarda okuyan öğrencilerin oranı ise yüzde 14 oldu.

DEVAMSIZLIK FAZLA

Raporda öğrencilerin okula devam oranları da incelendi. Öğrencilerin yüzde 53’ünün PISA sınavından önceki iki hafta içinde en az bir tam gün okula gitmedi. Rapora göre 2018’de yüzde 52 olan tam gün devamsızlık oranı 2022’de yüzde 53 olarak belirlenmişti. Bu oran 2025 yılı için OECD ülkelerinde yüzde 22 düzeyinde kaldı. Öğrencilerin yüzde 49’unun ise en az bir kez okula geç kaldığı vurgulanan raporda OECD ortalamasında ders devamsızlığı yüzde 24, geç kalma oranı ise yüzde 50 oldu.

Öte yandan raporda ülkedeki öğrencilerin yüzde 28’inin “okulun zaman kaybı olduğunu” düşündüğü de belirtilirken OECD ortalaması yüzde 24’te kaldı.

ÜÇTE BİRİ MADDİ YOKSUN

PISA 2025’in raporunda öğrencilerin yoksunluk durumları da incelendi. Raporda, maddi yoksunluk temel kıyafet ve ayakkabılara ekonomik nedenlerle erişememe, yeni kıyafet alamama ve banyo veya duş imkânından yoksun olma gibi göstergelerle ölçülürken, sosyal yoksunluk ücretli boş zaman etkinlikleri, ev içi oyunlar ve açık hava etkinlikleri için gerekli imkânlara erişememeyi kapsadı.

Türkiye’de öğrencilerin üçte birinden fazlası maddi yoksunluk bildirdi. Buna göre raporda herhangi bir yoksunluk yaşayan öğrencinin oranı yüzde 41,6 olarak belirlenirken maddi yoksunluk çekenlerin oranı yüzde 34,3, sosyal yoksunluk çekenleri oranı ise yüzde 18,9 oldu.

Raporda aynı zamanda yoksunluk ile fen performansı arasında da belirgin bir ilişki görüldü. Rapora göre PISA’ya katılan ülkeler genelinde herhangi bir yoksunluk yaşayan öğrenciler, yoksunluk yaşamayan akranlarına göre fen bilimlerinde ortalama 52 puan daha düşük performans gösterdi. Bu fark maddi yoksunluk yaşayanlarda 64 puana, sosyal yoksunluk yaşayanlarda ise 53 puana ulaştı.

AKRAN ZORBALIĞI ARTTI

PISA 2025 raporuna göre ülkedeki öğrencilerin yüzde 21,4’ü ayda birkaç kez veya daha sık en az bir tür zorbalığa maruz kaldı. Kendisiyle alay edildiğini söyleyen öğrencilerin oranı yüzde 15,7 olurken başka öğrenciler tarafından tehdit edildiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 3,2 oldu. Akran zorbalığı gördüğünü belirten öğrencilerin oranı OECD’ye üye ülkeler arasında ortalama yüzde 20 oldu. Aynı zamanda siber zorbalıkta ise ğrenciler, kendileri hakkında üzücü bilgilerin internette ayda birkaç kez veya daha sık yayımlandığını söylerken bu oran Türkiye’de ve OECD genelinde yüzde 3 oldu.

AİLE DESTEĞİ AZALDI

PISA 2025’e göre Türkiye’de anne-babasının ya da velisinin haftada en az bir kez okulda ne yaptığını sorduğunu belirten öğrencilerin oranı 2025’te yüzde 63 oldu. Bu oran 2022’de yüzde 66 olarak belirlenmişti.

Rapora göre aynı zamanda okulda yaşadığı sorunlara dair ailesiyle haftada en az bir kez konuştuğunu söyleyen öğrencilerin oranı ise yüzde 53’ten yüzde 43’e geriledi. OECD’ye göre aile desteğindeki düşüş PISA’ya katılan ülke ve ekonomilerin neredeyse tamamında görüldü.

***

YOKSUL ÇOCUKLAR KADERİNE BIRAKILIYOR

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak

“Sosyoekonomik olarak avantajlı öğrencilerin, dezavantajlı öğrencilerden 81 puan daha yüksek sonuç alması, ekonomik durumun çocukların başarısını ya da başarısızlığını çok ciddi bir şekilde etkilediğini ortaya koyuyor. Bu ne demek? Bu, dezavantajlı durumda olan çocukların büyük bir kısmının kendi kaderine bırakıldığı demek. Geçen yıl okul çağındaki 632 bin çocuk okulda olması gerekirken okul dışındaydı. Bu çocukların yüzde 95’i ekonomik anlamda dezavantajlı ailelerin çocukları. Bakanlığın, sosyal devlet ve kamusal eğitim gereği bu duruma dikkat etmesi gerekiyor. Ailesinin ekonomik durumu iyi olan çocuklar okulu terk etmiyor. Ama dezavantajlı çocuklar böyle değil, aç kalıyor, para kazanmak istiyor ve okulu terk ediyor.

PISA'ya göre her üç öğrenciden biri maddi yoksunluk çekiyor. Yani en temel ihtiyaçlarından biri olan kıyafete erişemiyor, okul ihtiyaçlarını belki karşılayamıyor, yemek yiyemiyor. Bunlar çok önemli göstergeler. Türkiye’nin G20 ülkesi olduğunu da düşünürsek bu oranın tek haneli olması gerekirdi. Yıllardır yoksul çocukların kamusal eğitimden uzaklaştığına dikkat çekiyoruz.

Sosyoekonomik olarak avantajlı öğrencilerin PISA testinde diğer öğrencilerden daha yüksek puan alması, eğitimdeki eşitsizliğin boyutunu bize gösteriyor. Eğitimde yaratılan eşitsizliğin giderilmesi, eşitliğin ise mutlaka sağlanması gerekiyor. Hem sınavlarda hem de genel akademik başarıda aradaki fark çok çarpıcı. Avantajlı gruptaki öğrencilerin dezavantajlı öğrencilerden 81 puan daha yüksek sonuç alması, bizim özellikle dikkat çekmemiz gereken nokta burası."

Etiketler