TCMB Raporundan Çarpıcı Tespit: "Yüksek Enflasyon Firmaları Korkuya Sürüklüyor"
Yayın Tarihi: 24.01.2026 - 10:21
TCMB çalışmasına göre, yüksek enflasyon firmalarda kârlılık kaybetme korkusuna yol açıyor ve fiyatlama davranışını bozuyor. Sıkı para politikası dönemlerinde ise dış talep öne çıkıyor.
Kaynak:F5HABER
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekonomistlerinden K. Azim Özdemir tarafından hazırlanan "Firmaların Davranış Psikolojisi: Algılardan Eylemlere" başlıklı çalışma notu yayımlandı. Rapora göre, yüksek enflasyon dönemlerinde firmalarda kârlılığı kaybetme korkusu baskın bir duygu haline geliyor ve bu durum fiyatlama davranışını bozabiliyor. TCMB'nin Reel Sektöre İktisadi Mercek (RESİM) programı kapsamındaki görüşmelere dayanan çalışma, firma yöneticilerinin psikolojik algılarının ekonomik kararlarını nasıl etkilediğini ortaya koydu.
Sıkı Para Politikasında Dış Talep İyimserliği Üretimi Güçlendiriyor
Çalışma notunda, para politikasında sıkılaşma dönemlerine ilişkin de önemli bir tespit yer aldı. Buna göre, sıkı para politikası dönemlerinde firmaların dış talep iyimserliği, üretim faaliyetlerini daha güçlü bir şekilde motive ediyor. Ayrıca, bu dönemlerde istihdam niyetinin ağırlıklı olarak yatırım niyeti olan firmalar arasında gözlenen bir yönelim haline geldiği belirlendi. Para politikası destekleyici olsa bile, firmaların bazı dönemlerde finansal koşulları sıkı algılamaya devam edebildiği de çalışmanın dikkat çeken bulguları arasında.
Algıdan Eyleme: Firmanın Psikolojisi Ekonomik Kararları Belirliyor
TCMB çalışmasının özet bölümünde, firma yöneticilerinin kârlılık algısındaki bir değişimin, büyüme veya küçülme yönünde bir eyleme dönüşebildiği vurgulandı. Çalışma, kârlılık algısındaki değişimin neden ve sonuçları üzerine yoğunlaştı. Firma yöneticilerinin ekonomik faaliyetleri algılaması ve anlamlandırmasıyla ilişkilendirilen kavramsal yapılar oluşturuldu ve bu yapılar arasındaki ilişkiler Yapısal Eşitlik Modelleme yöntemiyle analiz edildi. Elde edilen sonuçlar, firma davranışlarının sadece makroekonomik verilerle değil, psikolojik faktörlerle de şekillendiğini gösterdi.