İslam'da, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, "Sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece" olarak kabul ediliyor.
KADİR NE DEMEK?
Sözlükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik” gibi anlamlara gelir. Dinî literatürde ise “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır.
KADİR GECESİ'NİN ANLAM VE ÖNEMİ
Kur'an-ı Kerim'de adı geçen tek gece olarak yer alan Kadir Gecesi şöyle anlatılıyor:
"Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.""Sahabeler, Peygamber Efendimizin ramazanın son 10 günü, son 7 günü ve 26. geceyi 27. güne bağlayan gecenin Kadir Gecesi olduğuna dair işaretler verdiğini rivayet etmişler. Ramazanın son 10 günü ibadetlerimizin yoğunluğunun daha üst seviyeye çıkması gerekiyor. Bu zaman diliminde olan Kadir Gecesi'ni bir milat kabul ederiz. Bu gece bir fırsat gecesidir.
KADİR GECESİNDE HANGİ İBADETLER YAPILIR ?
1. Dua Etmek
Kadir Gecesi Duası
Kadir gecesinde yapılacak en mühim ibâdetlerden biri duâdır. Nitekim Hz. Âişe (r.a.), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e:
“–Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş,
Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz de şöyle dua etmesini tavsiye etmişlerdir:
kadirduasi
Okunuşu: "Allahümme inneke afuvvün tuhibbul afve fa'fu annî"
Anlamı: “Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla!...” (Tirmizî, Daavât 84. Ayrıca bk. İbni Mâce, Dua 5)
2. Namaz Kılmak
Kaza Namazı
Hak dostları namaz borcu olanların bu mübârek gecelerde kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir.
Kadir Gecesi Namazı
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri Dualar ve Zikirler kitabında Kadir gecesi namazını şöyle tarif ediyor:
Evvelâ iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra yedi kere İhlâs-ı şerîf okunacak, selâmdan sonra yetmiş kere istiğfar edilecektir. Sonra yine iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra üç kere İhlâs ve selâmdan sonra şu duâ okunacak:
Anlamı: “Dâimâ ayakta ve uyanık olan zâtı tesbih ederim. Dâimâ vâr olan zâtı tesbih ederim. Hiçbir zaman gâfil olmayıp dâimâ muhafaza eden zâtı tesbih ederim. Cömert olup cimrilik yapmayan zâtı tesbih ederim. Cezâlandırmada acele etmeyip merhametle muâmele eden zâtı tesbih ederim. Allah’ı tesbih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın tevfîki iledir. Sen’i tesbih ederim ey Alîm, Sen’i tesbih ederim ey Azîm! Benim pek büyük olan günahlarımı mağfiret eyle!”
3. Kurʼan-ı Kerʼim Okumak
Kurʼân-ı Kerim’in indirildiği bu müstesna gecede yapılacak en güzel ibadetlerden biri de Kuran okumaktır. Allah dostları bu gecelerde çokça Kur'ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır
Ayet-i kerimede buyrulur:
"Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir Sûresi 1-5)
İbni Mesud’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)
İbni Abbâs’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)
4. Tevbe ve İstiğfar Etmek
Kadir gecesi rahmetin sağnak-sağnak indiği pek mübarek bir gecedir. Bu gece affedilmemiz için çokça tevbe ve istiğfar halinde bulunmamız gerekir. Zira Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu gecede bağışlanmak için dua etmemizi tavsiye etmişlerdir. (bk. Tirmizî, Daavât 84)
Ayrıca ne kadar günahımız olursa olsun Allah Teâla, şirke düşmeyenlerin günahlarını affedeceğini müjdelemiştir. (bk. Müslim, Îman, 279)
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurarark her gün istiğfar etmemiz gerektiği vurgulamıştır.
5. Salat-ü Selam Getirmek
Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz'e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. (bkn. Ahzâb Suresi 56) Ayrıca Efendimiz (s.a.v.) salavat getirenin bütün sıkıntılarının giderileceği bildirilmiştir. (bkn. Tirmizî, Kıyâmet, 23). Bu gece Efendimiz’e (s.a.v.) çokça selam vermeli ve salavat getirmeliyiz.
Nitekim Ayet-i kerîmede buyrulur:
“Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)
Übey bin Kâb (r.a.) diyor ki:
“Hazret-i Peygamber’e:
«– Yâ Resûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.
«– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.
«– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.
«– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.
«– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.
«– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu. Ben yine:
«– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.
«– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.
«– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:
«– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)
6. Hamd Etmek ve Şükür Halinde Olmak
Kadir Gecesi başka ümmetlerde olmayıp sadece Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in ümmetine mahsus muhteşem bir hazinedir. Bu mübârek gecede Rabbimize çokça hamd etmeli ve şükür halinde bulunmalıyız.
Âyet-i kerîmede “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan. Onu hamd ile tesbih et!...” (Furkân sûresi, 58) buyrulmaktadır.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de şöyle buyurmuşlardır:
“Meşrû işlere Allah’a hamd ile başlanmazsa hayır ve bereketi kesilir.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 19; Ebû Dâvud, Edeb, 18)
“Şükür, îmânın yarısıdır...” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 107)
“Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine hamd ü senâ, insanı nîmetin zevâlinden emîn kılar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3836)
“Allah’a hamdetmek şükrün başıdır. Allah’a hamdetmeyen bir kul O’na şükür etmemiştir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 3835)
7. Allah Teala’yı Zikretmek
Mübârek gecelerde Rabbimizi zikretmeye daha çok önem verilmemiz gerekir.
Biz Allah Teâlâ’yı zikredince, Allah da bizi şanına uygun bir tarzda zikretmekte; rahmet ve yardımda bulunmaktadır. Kulluğumuzu kabul buyurmakta, tevbe ve istiğfarlarımızı işitmekte ve dualarımıza icâbet etmektedir. Hadis-i kudsîde şöyle buyrulur: “Kulum beni zikrettiğinde ben onunla beraberim. O beni kendi içinde zikrederse ben de onu zâtımda zikrederim. O beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim.” (Buhârî, Tevhid 15)
Âyet-i kerîmede buyrulur:
"O halde siz beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nimetlerime nankörlük etmeyin." (Bakara Sûresi 152)
“Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!” (el- A’râf, 205)
“Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O’na yönel.” (el-Müzzemmil, 8)
“…Allâh’ı zikretmek, elbette en büyük (ibâdet)’tir…” (el-Ankebût, 45)
Allâh Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Allâh’ı sevmenin alâmeti, Allâh Teâlâ’yı zikretmeyi sevmektir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 52)
“Yeryüzünde Allâh Allâh diyen biri var oldukça, kıyâmet kopmayacaktır.” (Müslim, Îmân, 234/148)
8. Sadaka Vermek
Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir. Fakir ve muhtaçları bu gecede daha çok sevindirmeli onların gönüllerini almalıyız. Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâha nâil eyleyeceği unutmamalıyız.
Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
“Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)
Efendimiz (s.a.v.) zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)
9. Tefekkür Etmek
Bu mübarek gecede Rabbimizin verdiği nimetleri bol-bol tefekkür etmemiz gerekir. İnsanoğlunu mânevî zirvelere götürecek en büyük vâsıtalardan biri de sükûtun derinliklerine dalarak hakîkati tefekkür etmektir.
Nitekim ayet-i kerimede buyrulur: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allâh’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler (ve şöyle derler:) «Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz. Bizi Cehennem azâbından koru!»” (Âl-i İmrân, 191)
10. Helalleşmek
Kıyâmet gününün dehşet verici hesâbından selâmetle çıkabilmek için bilhassa kul haklarından sakınıp hak sahipleriyle helâlleşmek zarûrîdir. Bu mübarek geceler bunun için en güzel fısaltalrdır. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bu hususta ümmetine pek çok tavsiyelerde bulunmuşlardır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:
“Kimin üzerinde bir din kardeşinin ırzı, nâmusu veya malıyla ilgili bir hak varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyâmet günü gelmeden evvel o kimseyle helâlleşsin!
Aksi hâlde, kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktârınca sevaplarından alınır (hak sahibine verilir). Şayet iyilikleri yoksa, zulmettiği kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” (Buhârî, Mezâlim 10, Rikàk 48)