A+ A-
Yorum
10

Müftülük nikahı

Yayın Tarihi: 16.10.2017 - 08:43 | Güncelleme Tarihi: 16.10.2017 - 08:41

"İmam nikahı" ifadesini müslüman olup da bilmeyen, ilgili olmayan hiç kimse yoktur. İslam inancına göre her evlenen çift imam nikahı kıymak zorundadır. Cumhuriyetten önceki dönemlerde sadece imam nikahı vardı. Resmi nikah diye bir uygulama yoktu. İmam nikahıyla evlenen çiftlerin nikah ve evlilik hakkında karar vericisi de erkeklerdi.

Nikahın devam edip etmeyeceği erkek olanın iki dudağının arasındaydı. Kadının hiçbir kanuni hakkı yoktu. Erkek "Seni boşadım" dediği anda kadın boşanmış ve sokağa atılmış oluyordu. 1923'te Osmanlının totaliter karanlık rejimi bertaraf edildi. Cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyetin kurulması ve Medeni Kanun'un kabulü ile kadınlarımız Osmanlı rejimine kıyasla olağanüstü haklara kavuştu. Bunlardan bir tanesi de evlenmelerde resmi nikah kıyma mecburiyetinin yürürlüğe konmasıydı.

Artık evlilik müessesesinde erkek hakimiyeti bertaraf edilmiş, "kadın-erkek" eşitliği sağlanmıştı. İnsanlarımız evlenecekse önce resmi nikah yapmak zorunda. Daha sonra imam nikahı yapmanın da hiçbir sakıncası yok. Sistem bu şekilde herkesin memnuniyeti muvacehesinde devam ederken şimdi resmi nikah kıyma yetkisinin müftülüklere de tanınmış olması meselesi ortaya çıktı. Meclis komisyonlarında kabul edilerek parlamentoya sevk edildi.

İstesek de istemesek de müftülüklerin resmi nikah kıyma yetkisini kabulleneceğiz gibi gözüküyor. Müftülüklerin imam nikahı kıymasına hiçbir müslümanın hiçbir itirazı olamaz. Ancak, mahalle muhtarlarından alınan resmi nikah kıyma yetkisi, mesela neden emniyet müdürlüklerine veya ilçe nüfus müdürlüklerine verilmiyor da müftülüklere veriliyor? İşte burada amacı anlaşılamayan önemli bir maksadın varlığını hissediyorum.

Ülkemizde yaşayan, Alevilerin dedelerine, Hristiyanların papazlarına, Yahudilerin hahamlarına, Protestanların pastörlerine, veya başka inançlara mensup azınlıkların dini kuruluşlarına da resmi nikah kıyma yetkisi tanınacak mıdır? Bu uygulama gündem değiştirmenin de ötesinde tartışmasız bir din istismarıdır.

Ülkede herkesin özellikle de kadınlarımızın kahır ekseriyetle karşı çıktığı müftülüklere resmi nikah kıyma yetkisinin verilmesi müslümanlar arasında "Nikahını nerede kıydın" tartışması yaratacaktır. "Dindarlar müftülükte, dindar olmayanlar belediyede nikah kıyar" ayrımcılığı ayyuka çıkacaktır. 1926’da kabul edilip son olarak 2002 yılında revize edilen Türk Medeni Kanun'un yeniden düzenlenmesi elbetteki düşünülebilir.

Ancak bu revizenin ana konusu müftülüklere resmi nikah kıyma yetkisinin verilmesi olamaz. Müftülüklere böyle bir yetkinin verilmesi "Laik" devlet düzenine müdahalenin bir imasıdır. Müftülük ve imamlarımızın her isteyen için imam nikahı kıymaya devam etmelerinde hiçbir sakınca yoktur.

Ancak ilçelerde dini hizmetleri yürütmekle görevli ilçe müftülüklerini bürokratik devlet işleriyle meşgul etmenin de hiç kimseye hiçbir yararı olamaz. İllaki birilerine daha resmi nikah kıyma yetkisi verilecekse, ilçe emniyet müdürlükleri ve ilçe nüfus müdürlükleri böyle bir görevi yerine getirebilecek en ideal devlet daireleridir.