CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık Grup Toplantısı'nı Silivri'deki Dayanışma Merkezi'nde gerçekleştirdi.
Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında yaşanlara değindi.
"Bu mahkeme nasıl yürüyecektir, savcı ne isteyecektir, hakim ne verecektir hep beraber göreceğiz" diyen Özel, "Ama merak etmediğim, emin olduğum, namusumla kefil olduğum bir şey var ki Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir" ifadelerini kullandı.
Özel, konuşmasında, "Buradan söylüyorum. Büyük bir özgüvenle söylüyorum. Bugün için değil, iki sene sonra caps olsun diye söylüyorum. Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak, bu ülkeye cumhurbaşkanı olacaktır. O gün yayınlarsınız" dedi.
Hakkında başlatılan soruşturmaya da değinen Özel, "‘Suçlanan kişi, bunları ispat ederse ceza veremezsin’ diyor. Hodri meydan. Liyakatliler mi liyakatsizler mi? Becerikliler mi beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun? Hodri meydan" diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözlerine yanıt veren Özel, "Sayın Bahçeli, F-35 yoktur. Alınır. S-400 vardır. Korkmadan kurulur. Avrupa ile dünya ile entegre olunur. Haysiyetli bir dış politika yapılır. Türkiye güçlüdür, kimse yan bakmaz, Türkiye aslanlar gibi durur. Yeter ki bu acziyeti yapanlar gitsin, yerine güçlü bir Cumhuriyet hükümeti gelsin" ifadelerini kullandı.
Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Parti tarihinde ilk kez bir cezaevinin hemen yanında grup toplantısı gerçekleştiriyoruz. Hepimiz birbirimize ‘Hoş geldiniz’ diyoruz. Ama inanın bugün ülkenin kurucu partisini, son genel seçimlerin ana muhalefet partisini, son yerel seçimlerini birinci partisini, o gün birinci parti olduktan beri 47 yıl sonra hiçbir şekilde bu pozisyonunu kaybetmeyen ve hiç şüphe yok ki yapılacak ilk seçimlerde yeniden Türkiye’nin birinci partisi olup iktidara gelecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni bugün burada bu toplantıyı yapmaya mecbur bırakan AK Parti’nin kara düzenine yazıklar olsun.
Aşkın yetkilerle, olmaz yetkilerle devletin tepesinden kayrılmayla, özel görev vermekle, onun adına gelip siyasi operasyon yürütmekle görevlendirilen birinin başlattığı bir sürecin içinde buradayız. Bizi bu çadıra getiren nedir? Arkadaşlarımızı millet hizmetle yetkilendirmişken, onlar iftira atan süreç nedir? Bunları görmek, bunun bilincinde olarak hem burada haklılığımızı savunmak, hem de bizi burada meşgul edip, yarıştan ve mücadeleden düşüreceklerini, iktidar yürüyüşümüzü sekteye uğratabileceklerini düşünenlere karşı biz mücadelede de varız, iktidar yürüyüşünden de vazgeçmeyiz. Bu kararlılığı vurgulamaya geldik bugün.
Bu kararlılık bugün içeride de vurgulanmıştır, burada da vurgulanacaktır. Yarın örgütümüz tarafından 81 ilde, 973 ilçede sokak sokak, hane hane tüm vatandaşlara hissettirilecektir. Sadece bizi iktidar yürüyüşünden almaya çalışanların oyununa gelip, bu dava ile meşgul olup, onların istediği gibi iktidar yürüyüşünden vazgeçersek onlar kazanır. ‘Yok, biz iktidar yürüyüşüyle meşgulüz.’ Sanki Türkiye’de bağımsız yargı varmış gibi arkadaşlarımızı bu vicdansızların, insafsızların eline bırakır, yalnız bırakırsak da onlar kazanır. Peki nasıl yapacağız? Hiçbir imkan yokken, hastalıklar almış yürümüşken, bir tek çivi yokken, atacak bir tek kurşun yokken, yedi düvele karşı kuşatmayı nasıl kırdıysak, işgali nasıl yendiysek, vatanı nasıl kurtardıysak, Cumhuriyet’i nasıl kurduysak onu da yapacağız, bunu da başaracağız. İşte arkadaşlar bu parti milletvekilleriyle, Parti Meclisi üyeleriyle, en yeni kaydolmuş üyesiyle, ilçe ve il başkanlarıyla, Genel Başkanı’yla, Cumhurbaşkanı adayıyla ne mücadeleden; ne bu saldırgan, haksız, hukuksuz mücadeleye direnmekten; ne de iktidara yürümekten vazgeçmeyecek. Kimse bizi alıkoyamayacak.
"EKREM İMAMOĞLU CUMHURBAŞKANI OLACAK"
Dün başlayan duruşmada bugüne kadar milletin vicdanında masumiyetine inanma oranı yüzde 60. Bu davanın siyasi olduğuna inanlar yüzde 60. ‘Hayır, her şey hukukidir’ diyenler yüzde 25. Yüzde 15 ‘Fikrim yok’ ya da ‘Korkarım, fikrimi söyleyemem’ noktasında iken dün yargılama evresi başlamıştır. Bu mahkeme nasıl yürüyecektir, savcı ne isteyecektir, hakim ne verecektir hep beraber göreceğiz. Ama merak etmediğim, emin olduğum, namusumla kefil olduğum bir şey var ki Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecektir.
Siyasi kumpaslar Ergenekon’la, Balyoz’la, Askeri Casusluk’la, bir dizi kumpas davasıyla sınırlı değildi. Halkın seçtiği Başbakan Adnan Menderes’i de darbeciler yargıladı bu ülkede, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Bülent Ecevit de Süleyman Demirel de Necmettin Erbakan da Alparslan Türkeş de yargılandı. Kendini milletin üstünde görenler onları sanık yaptılar. Ama sonunda yine milletin yanında duranlar kazandılar. Kumpaslar bozuldu. Darbeler püskürtüldü. O gün yargılananlar ülkeye Başbakan oldular, Cumhurbaşkanı oldular. İşte bugün aynı sandalyede oturan isim Ekrem İmamoğlu’dur. Eğer idam cezası olsa idam edecek kadar cezanın yüz katını Ekrem İmamoğlu’na istemektedirler. Buradan söylüyorum. Büyük bir özgüvenle söylüyorum. Bugün için değil, iki sene sonra caps olsun diye söylüyorum. Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak, bu ülkeye cumhurbaşkanı olacaktır. O gün yayınlarsınız.
MAHKEME HEYETİ TEPKİSİ
11 aydır bir şeyi biliyorduk. Ali Mahir Başarır biliyordu. Gökhan Günaydın biliyordu. Dilek Hanım’a söyleniyordu. Özgür Başkan her yerde duyuyordu. Nuri Arslan ‘Böyle konuşuluyor’ diyordu. ‘Bu dava ya bire düşer, ya 40’a.’ Tercümesi şu; kanunumuza göre bir dava aynı Ağır Ceza Mahkemelerinden tesadüfen birine düşüyor. Kurayla, tesadüfen. 41 Ağır Ceza Mahkemesi var. Önce Aziz İhsan Aktaş davası bire düştü. Dediler ki ‘Bu dava kesin 40’ta.’ Bu dava da 40’a düştü. 41 Ağır Ceza’dan söylenen Ağır Ceza’ya düşme ihtimali yüzde 2,4. Bu ihtimal, bir yıldır söylenen bu ihtimal gerçekleşti.
Dün üç kişi yargılamaya başlayacak. Düşünün ya, Türkiye siyasi tarihinin en zor üç davasından biridir. 100 yıllık tarihinin. En karmaşık iddianamesidir. Ne beklersin? Çok tecrübeli bir hakim, çok tecrübeli bir heyet. Eskiden bir kere birinci sınıf olmak için 10 yıl olacak filan. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne hakim olabilmek, ona başkan olabilmek için Anadolu’da destanlar yazacaksın. Her kararın onanacak. En iyi şekilde terfilerle başka şehre, büyükşehre, en son İstanbul’a en tepeye. Millet adına adalet dağıtmaya. Koydukları hakim birinci sınıf olmak için avukatlık yaptığı sürenin üçte ikisi eklenerek 10 yılı geçip birinci sınıf oluyor. Hakimlikteki süresi değil. Akın Gürlek’le bir kararlar kurmuş yıllarca yan yana. Bütün kurduğu kararlar, Anayasa Mahkemesi’nden oy birliği ile ‘Hak ihlali’ diye söyleniyor, önemli kararlar. Örneğin Allah rahmet eylesin Sırrı Süreyya Önder. Akın Gürlek’in aldığı ve 15’te 15 bozulan karar. Birinci sınıfa ayrılma şahsı AYM kararını bozmayacak. Berbat kararlar. AİHM kararları, hepsi bozulmuş. Hep birlikte takılmışlar. Bu beyefendi orada bütün acziyetiyle dururken yanında da iki üye var. İki sene önce bugün mahkemedeki o iki üyeye… Demin dedik ya ‘Çok tecrübeli olmalı, başarılı olmalı. İstanbul’a nasıl geldi?’ diye. O iki üye iki sene önce bugün ‘Ne yapıyorsun?’ diyenlere ‘Hakimlik ve savcılık sınavına hazırlanıyorum’ ya da ‘Sınavı kazandım, kuramı bekliyorum’ diyorlardı. Bir yıl 9 aydır hakim olan. kurayla bir yıl 9 aydır görevde olan iki arkadaş. Normalde onların Anadolu’nun bir yerlerinde başarılı kararlar için çalışıyor olmaları lazımken Türkiye'nin en önemli davasındalar. Dün üçü orada, toplam kıdem 11 yıl. Kürsüdeki kıdem 11 yıl. Hele o ikisi. O ikisi birden doğru karar verse, örneğin ‘Bu iddianame saçma’ dese, ‘Ben buna ikna olmadım’ dese ikiye bir değişir. Ona göre bulundu o ikisi, geldi 40’ın başına ve dava verildi o 40’ıncı mahkemeye.
Bakın bu mahkemeye verdiğin hakimde böyle bırak soru işareti, soru işaretinin ucundaki noktadaki bir zerre mürekkep kadar eksiklik olmayacak ki diyeceğiz ki ‘Adil yargılanıyoruz.’ Dün böyle geliyordu. Geliyor, efeleniyor salona. Ceket çıkarıp atıyor, cübbeyi orada giyiyor. Ekrem Başkan’a ‘Sanık Ekrem’ diyor. Söz isteyince ‘Ben düşündüm, nisan ayının ortasında konuşursun’ diyor. ‘106’ncı sırada konuşursun’ diyor. ‘Ya usule yönelik sözüm var’ diyor. ‘O gün anlat’ diyor. ‘İlk benim konuşmam lazım, son değil.’ ‘Dinlemeyeceğim seni’ diyor. Reddi hakim talebini sulandırıyor falan.
"ŞOV YAPMADI, TARİHİ BİR KONUŞMA YAPTI"
Bugün cübbeyi içerde giymiş beyefendi. Dört kere da bakmış, ‘Oldu mu?’ diye. Kürsüye cübbeyle çıkıyor bugün. İki, geliyor oraya ve Ekrem Başkan ‘Konuşacağım’ deyince önce yine ‘Konuşturmam, burayı ben yönetiyorum’ diyor. Bugün kapanmadan önce dün isteyip de vermediği, bugünkü gazetelerin, canım benim Takvim; ‘Şov yapacaktı, hakim izin vermedi.’ Şov yapmadı ama tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Bal gibi de izin verdi. Naber? Takvim, kuyruğunu tramvay kesmişten kahraman yaratan Takvim. Ekrem İmamoğlu şov yapacakmış, hakim izin vermemiş, konuşturmamış. Ben deyince demiş. Bugün Ekrem İmamoğlu o sözü sökü söke almış. Tarihe geçecek bir ifade yapmış.
SORUŞTURMA TEPKİSİ
Dün ben bu açıklamanın bir benzerini yaptım. Daha kalacağım yere varmadan hakkımda soruşturma açmış. Neden? Söylediğim söz; ‘Etkisiz, kifayetsiz, liyakatsiz’ demişim diye, hakaret. Madde diyor ki ‘Hakaretten soruşturma açtım.’ Öbür maddesi ‘Alenen yaptı, 1/6 artış isterim.’ Üçüncü maddesi, ‘Kamu görevlisine yaptı. Efendim alt sınırı 1 yıla çekerim. Bilmem ne oldu şunu yaparım.’ Bir fıkrayı atlamış. Fıkrada ne yazıyor biliyor musunuz? İspat hakkı. ‘Suçlanan kişi, bunları ispat ederse ceza veremezsin’ diyor. Hodri meydan. Liyakatliler mi liyakatsizler mi? Becerikliler mi beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun? Hodri meydan!
Sen karşıma, sen benim Cumhurbaşkanı adayımın, kardeşimin, kardeşlerimin geleceğine karar vermek üzere 1 yıl sekiz aylık hakimleri koyup, kurayla da o mahkemeye düşürüp, haysiyet cellatlığı yapacaksın. Ben de çıkacağım dışarıda ‘Mahkemeyi takip ettik. Adaletin yerini bulması bekliyorum’ diyeceğim, öyle mi?
ERDOĞAN'A SESLENDİ
Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, bir kez daha sesleniyorum. Bir yıldır ‘hırsız’ dedin, ‘yolsuz’ dedin, her iftiraya ön açtın. Biz arkadaşımızın masumiyetini anlattık. Millet bizimle beraber ve millet evinde buradan haber bekler. Sen kendine, savcına, iddianameye, o iftiralara güveniyorsan biz buradayız. Hep beraber talebimiz ortaktır. Canlı yayın istiyoruz. Milletimizden hiçbir şeyi kaçıramazsın. Biz canlı yayınları isteyecek özgüvendeyiz. Siz bunu yapamayacak kadar korkaksınız. Siz ailelerin olduğu salonu boşaltmak isteyecek kadar özgüvensiz ve vicdansızsınız. Ama biz onları yalnız bırakmayacak kadar kendimizi onların ailesi olarak görüyoruz.
Konuşmamın başında söyledim; dünya ve bölge kritik bir yerde. Amerika ve İsrail, yeni bir düzen kurmak istiyor. AK Parti iktidarı da bu krizi kendine siyasi menfaat ve rakiplerinden kurtulmak için bir fırsata çevirmeye çalışıyor. Bunun için masumların kanını akıtanlara susuyor. 160 bebek katledilmiş, sessiz kalıyor. ‘Gazze’de ne işi var Filistinlilerin? Süpürelim onları, gitsinler başka ülkelere. Ben buraya oteller, kumarhaneler yapacağım. Güzel sahillerde turistlerimi gezdireceğim. Önündeki petrolü istiyorum’ diyen Trump’ın kurduğu masaya Filistinsiz, İsrail ile birlikte oturuyor. Sonra da diyor ki ‘Zor bir dönemden geçiyoruz. Ana muhalefet partisi sorumlu olsun. Şimdilik bizi çok eleştirmesin.’ Bir kere ‘sorumluluk’ diyorsan böyle bir süreç için, sen ‘dostum’ dediğin Trump’tan F-35’leri alamayan sensin.
Bugün Devlet Bey de ayrı ayrı söylemiş. F-35’leri alamayan sensin, F-16’lara modernizasyon yaptıramayan sensin. Devamında buna alternatif olarak Eurofighter programında satın almasından dışlanan, sonra çok uğraştık Ekrem Başkan ile biz yeniden alınsın diye, dışlanan sensin. İlk önce uçağı düşürüp, Rusya’ya yaranmak için koşturup kapıda bekleyip S400’leri alan sonra Trump korkusundan hangara koyan, kuramayan sensin. Ülkemizin üstünden füzeler geçiyor, ülkemize füzeler ateşleniyor. ‘Hava savunma sistemi kurun, çelik kafes’ dedik, kuramayan sensin. NATO olmasa o füzeleri durduramayan sensin. İşin kötüsü bu şartlarda bile korkundan S400’leri kurmayan… Örneğin Kahramanmaraş’a koysan da hem Azerbaycan’ı korusa, hem burayı korusa, hem Kıbrıs’ı korusa. Buna cesaret edemeyen sensin.
Biz gerek bu süreçlerin hepsinde uyaranız. ‘Savunma sanayi güçlü olsun’ diyeniz. Avrupa’nın liderlerine, ‘Bize yapılan zulme bakmayın, siz Türkiye’ye Eurofighter verin diyen biziz, Ekrem Başkandır. Türkiye Avrupa’dan dışlanması diye mektup yazan, Avrupa’da kapı kapı gezen, Made In Europe meselesinde ülke adına, ülkenin ekonomisi adına kulis yapan, lobi yapan biziz. Sen fırlayınca petrol fiyatları, ilk gece yüzde 7, yüzde 11 zamma kalkan, benzin istasyonlarında kilometrelerce kuyruk yapansın. Biz, ‘Bu zammı yapma, enflasyonu büyütme, ÖTV‘den karşıla, eşel mobil sistemi uygula’ diyen, son ana kadar bunu savunan, seni o yanlıştan döndüreniz. O yüzden çok net bir şey var.
BAHÇELİ'YE YANIT
Sayın Bahçeli, F-35’te, F-16’da, S-400’de, NATO korumasında beceremeyen bu. Diyorsun ki, ‘Bunların hepsi doğru ama Özgür Özel şöyle yapsın.’ Atatürk’e dediler ki, ‘Ordu yok.’ ‘Kurulur.’ ‘Para yok.’ ‘Bulunur.’ dedi. ‘Özgür Özel‘de bunların yokluğunu saymak yerine Atatürk gibi yapsın.’ Atatürk, bunların çok sevdiği düşman işgal donanmasına kırmızı halı serenlerin, ‘Milli Mücadele’ye karşı direnin’ diye İngiliz uçağından bildiri attıranların, ülkeyi bıraktığı ordusuz ve parasız yerde ‘Kurulur ve bulunur’ demişti. Sayın Bahçeli, F-35 yoktur. Alınır. S-400 vardır. Korkmadan kurulur. Avrupa ile dünya ile entegre olunur. Haysiyetli bir dış politika yapılır. Türkiye güçlüdür, kimse yan bakmaz, Türkiye aslanlar gibi durur. Yeter ki bu acziyeti yapanlar gitsin, yerine güçlü bir Cumhuriyet hükümeti gelsin.
Onun için Sayın Bahçeli iç cephe güçlendirmekte biz varız, Amerika’ya, İsrail’e karşı dik durmakta biz varız. Senin gibi öyle yaparken sen ‘TRÇ’ falan diyordun ya. Biz Avrupa’nın bir parçası olarak, Batı İttifakının bir bileşeni olarak ama Rusya’nın iyi bir komşusu olarak, Azerbaycan’ın kardeşi olarak, Ermenistan‘daki sorunu görerek, çözümünde lojistik menfaati savunan bir parti olarak, İran gibi bir yerin demokratikleşmesini savunan ama yamyamlarca saldırıyı kınayan bir parti olarak, Çin’le de Rusya'yla da İran’la da Avrupa’yla da adam gibi duracak, kurallara uyacaksa Amerika’yla da birlikte olacak, bu bölgenin lideri olacak bir parti varsa, biz burada hazırız ve Cumhurbaşkanı lazımsa sizinkiler yargılıyor, onu oradan çıkaracağız, iktidarın başına getireceğiz evelallah."