Uzmanlar Uyarıyor: Ağız Kuruluğu Ciddi Hastalıkların Habercisi Olabilir
Yayın Tarihi: 19.02.2026 - 14:32
Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, ağız kuruluğunun sjögren sendromu gibi hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi.
Kaynak:İHA
Medicana International Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Nesrettin Fatih Turgut, halk arasında basit bir susuzluk hissi olarak görülen ağız kuruluğunun ciddi sistemik hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti. Özellikle sjögren sendromunda erken tanı ve sialendoskopi yönteminin hayati önem taşıdığını vurguladı.
"Ağız Kuruluğunu Hafife Almayın"
Ağız kuruluğunun yalnızca geçici bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, özellikle Sjögren sendromu hastalarında erken müdahalenin kritik olduğunu ifade etti.
Turgut, "Amaç sadece kuruluğu azaltmak değil, bez dokusunun ilerleyici hasarını durdurmaktır. Erken dönemde uygulanan girişimler tükürük akışını artırabilir ve tekrarlayan enfeksiyon ataklarını azaltabilir" dedi.
Sialendoskopi ile Kesisiz Tedavi Dönemi
Modern tıpta minimal invaziv yöntemler arasında yer alan sialendoskopinin, cerrahi kesi yapılmadan uygulandığını belirten Turgut, yöntemin önemli avantajlar sunduğunu dile getirdi.
Milimetrik kamera sistemleriyle tükürük bezlerinin doğal kanallarından girilerek yapılan işlemde, daralmış kanallar özel mikro aletlerle açılıyor ve tükürük akışı yeniden sağlanıyor.
"Ameliyat izi oluşmaz, bez kaybı riski minimaldir. Günübirlik uygulanabilir ve hasta çoğu zaman aynı gün sosyal hayatına dönebilir" diyen Turgut, gerektiğinde işlemin güvenle tekrarlanabileceğini kaydetti.
Erken Tanı Yaşam Kalitesini Artırıyor
Sjögren sendromunun bağışıklık sisteminin kendi dokularını hedef aldığı kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Turgut, tedavi edilmediğinde diş kayıpları, sık enfeksiyonlar ve kalıcı bez hasarlarının görülebileceğini söyledi.
Tekrarlayan tükürük bezi şişliği yaşayan hastalarda kanal içi daralma ve tıkanıklıkların mutlaka araştırılması gerektiğini belirten Turgut, “Bez dokusu tamamen harap olmadan yapılan müdahalede en başarılı sonuçlar alınıyor. Erken tanı, doğru merkez ve deneyimli ekip sayesinde milimetrik bir dokunuşla yaşam kalitesinde büyük değişim sağlanabilir” ifadelerini kullandı.