A+ A-
Yorum
10

Çocuklarda şiddet riskine dikkat! Aileler bu değişimleri göz ardı etmemeli

Yayın Tarihi: 07.10.2026 - 15:00
Çocuklarda şiddet riskine karşı ailelerin dikkat etmesi gereken davranış değişiklikleri ve erken uyarı işaretleri uzman görüşüyle ele alındı.
Kaynak:HABERTÜRK

Çocukların okula silah getirdiği olayların gündeme gelmesi, ailelerin çocuklardaki davranış değişikliklerine yönelik farkındalığını artırdı. Uzmanlar, tek başına öfke veya içe kapanmanın şiddet göstergesi olmadığını belirterek, özellikle belirgin, yoğun ve süreklilik gösteren değişimlerin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Her öfke ve içe kapanma şiddet göstergesi değil

İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Elif Türel, çocukların davranışlarının tek bir belirti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Çocukluk ve ergenlik döneminde öfkelenme, arkadaşlarla çatışma yaşama, içine kapanma ve sınırları test etme gibi davranışların zaman zaman gelişimin doğal parçaları olabileceğini belirten Türel, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın çocuğun alışılmış davranışlarında ortaya çıkan belirgin ve kalıcı değişiklikler olduğunu ifade etti.

Yoğun ve kontrol edilmesi güç öfke, sürekli tehdit içeren konuşmalar, aile ve arkadaşlardan uzaklaşma, yoğun umutsuzluk veya değersizlik ifadeleri, okula gitmek istememe ve akademik başarıda ani düşüş gibi değişikliklerin çocuğun yaşadığı güçlükler açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Uyku ve beslenme düzenindeki belirgin değişiklikler ile daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi de ailelerin takip etmesi gereken belirtiler arasında gösterildi.

Çocuğun yaşadığı ortam da değerlendirilmeli

Uzmanlara göre söz konusu davranışlardan birinin görülmesi, çocuğun şiddet uygulayacağı anlamına gelmiyor. Davranışların çocuğun yaşı, gelişim özellikleri ve içinde bulunduğu yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Aile içindeki değişiklikler, akran ilişkileri, zorbalık, dışlanma, travmatik deneyimler ve yoğun stresin çocukların davranışları üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiliyor.

Bu nedenle ailelerin yalnızca görünen davranışa değil, davranışın ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediğine bakması gerekiyor.

Dijital içerikler tek başına risk göstergesi değil

Çocukların şiddet ve silah içerikleriyle dijital oyunlar, sosyal medya ve videolar üzerinden karşılaşması da ailelerin endişe duyduğu konular arasında bulunuyor.

Ancak uzmanlar, bir çocuğun şiddet içerikli bir oyun oynamasının veya bu tür içeriklere ilgi göstermesinin tek başına gerçek hayatta şiddete başvuracağı anlamına gelmediğini belirtiyor.

Burada önemli olan çocuğun söz konusu içerikle nasıl bir ilişki kurduğu. İçeriğin yaşına uygun olup olmadığı, çocuğu nasıl etkilediği ve gerçek hayat ile kurgu arasındaki ayrımı yapıp yapamadığı önem taşıyor.

Ailelerin çocuklarıyla iletişim kurarken yalnızca ne izlediğini veya hangi oyunu oynadığını sormak yerine, içerik hakkında ne düşündüğünü ve kendisini nasıl hissettiğini anlamaya yönelik sorular sorması öneriliyor.

Tehdit ve silaha erişim ciddiye alınmalı

Çocuğun belirli bir kişiye yönelik tehditlerde bulunması, zarar verme düşüncesinden söz etmesi, şiddet eylemiyle ilgili somut hazırlıklardan bahsetmesi veya gerçek hayatta silaha ulaşmaya çalışması ise diğer davranışlardan farklı değerlendirilmeli.

Öğr. Gör. Elif Türel, özellikle belirli bir kişi, zaman, yer veya eyleme yönelik somut tehditlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Bu tür durumlarda önceliğin çocuğun ve çevresindeki kişilerin güvenliğini sağlamak olduğu vurgulanırken, evlerde bulunan silah ve diğer tehlikeli araçların çocukların ulaşamayacağı şekilde güvenli biçimde muhafaza edilmesinin yetişkinlerin sorumluluğunda olduğu ifade ediliyor.

Akran ilişkilerindeki değişimler takip edilmeli

Çocuğun arkadaşlık ilişkileri de davranış değişikliklerinin nedenini anlamada önemli ipuçları sağlayabiliyor.

Geçici arkadaşlık tartışmalarından farklı olarak uzun süreli zorbalık, dışlanma, tehdit edilme, ağır aşağılanma ve sosyal izolasyon çocuğun duygusal durumunu ve okula yönelik tutumunu olumsuz etkileyebiliyor.

Bu nedenle ailelerin yalnızca çocuklarının arkadaşlarının olup olmadığına değil, arkadaşlık ilişkileri içerisinde kendilerini nasıl hissettiklerine de dikkat etmesi gerekiyor.

“Kimse beni istemiyor” veya “Herkesten nefret ediyorum” gibi ifadelerin sürekli hale gelmesi durumunda çocuğu hemen suçlamak yerine, bu sözlerin arkasında hangi yaşantının bulunduğunun anlaşılmaya çalışılması önem taşıyor.

Aileler çocuklarını dinlemeli

Uzmanlar, çocukların yaşadıkları sorunları rahatça anlatabilecekleri güvenli bir iletişim ortamının oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor.

Ailelerin ilk tepkisinin suçlamak veya yargılamak yerine çocuğu dinlemek olması gerektiği belirtilirken, açık uçlu sorularla çocuğun yaşadıklarını anlatmasına fırsat verilmesi öneriliyor.

Gerektiğinde öğretmenlerin, okul yönetiminin ve ilgili uzmanların sürece dahil edilmesi de önem taşıyor. Çocuğun kendisine veya başka bir kişiye zarar verme ihtimaline ilişkin ciddi bir tehdit bulunması halinde ise konunun yalnızca aile içinde tutulmaması ve uygun uzmanlardan veya yetkili birimlerden destek alınması gerekiyor.

“Çocuğu tehlikeli olarak etiketlemek yerine yaşadığı güçlüğü anlamalıyız”

Öğr. Gör. Elif Türel, çocukların davranışlarının tek başına bir risk olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, ailelerin davranışın ortaya çıktığı koşullara odaklanmasının önemine dikkat çekti.

Türel, çocukların dinlenmesi, okul ve arkadaşlık ilişkilerinin takip edilmesi, dijital içerikler konusunda rehberlik edilmesi ve tehlikeli araçlara erişimin önlenmesinin koruyucu yaklaşımın temel unsurları olduğunu vurguladı.

Uzmanın değerlendirmesine göre temel amaç, çocuğu “tehlikeli” olarak etiketlemek değil, davranışların arkasında bulunabilecek duygusal ve sosyal güçlükleri erken fark ederek gerekli desteği sağlamak.

Etiketler