Gebelik zehirlenmesi hem anneyi hem bebeği tehdit ediyor
Yayın Tarihi: 08.04.2026 - 10:14
Gebelikte hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebilen önemli sağlık sorunlarından biri olan preeklampsi, halk arasında "gebelik zehirlenmesi" olarak biliniyor.
Halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsinin gebelikte görülebilen ciddi bir komplikasyon olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, "Preeklampsi genellikle gebeliğin 20’nci haftasından sonra ortaya çıkar. Yüksek tansiyon ile idrarda protein kaçağıyla seyreden bir durumdur. Bu tabloya böbrek, karaciğer ve diğer organ sistemlerini etkileyen bazı bulgular da eşlik edebilir. Preeklampsinin temelinde plasentanın gelişimindeki bazı bozuklukların rol oynadığı düşünülmektedir. Bu durum anne damarlarında daralmaya ve tansiyon yükselmesine yol açabilir" dedi.
Gebelikte hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebilen önemli sağlık sorunlarından biri olan preeklampsi, halk arasında "gebelik zehirlenmesi" olarak biliniyor. Özellikle gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkabilen bu durumun erken tanı ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceğini kaydeden VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum (Jinekoloji) Uzmanı Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, anne adaylarının gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi.
"Genellikle 20’nci haftadan sonra ortaya çıkar"
Preeklampsinin gebelikte görülebilen ciddi bir komplikasyon olduğunu ifade eden Doç. Dr. Koç, "Gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi, genellikle gebeliğin 20’nci haftasından sonra ortaya çıkan ve yüksek tansiyon ile idrarda protein kaçağıyla seyreden bir durumdur. Bu tabloya böbrek, karaciğer ve diğer organ sistemlerini etkileyen bazı bulgular da eşlik edebilir. Preeklampsinin temelinde plasentanın gelişimindeki bazı bozuklukların rol oynadığı düşünülmektedir. Bu durum anne damarlarında daralmaya ve tansiyon yükselmesine yol açabilir" diye konuştu.
"Gebeliğin ikinci yarısında daha sık görülür"
Preeklampsinin çoğunlukla gebeliğin ikinci yarısında görüldüğünü belirten Doç. Dr. Koç, "Bu durum özellikle 32’nci haftadan sonra daha sık görülmekle birlikte bazı gebeliklerde daha erken haftalarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle gebelik sürecinde düzenli kontrollerin yapılması hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
"Bebeğin anne karnında kaybına yol açabilir"
Preeklampsinin erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini dile getiren Doç. Dr. Bergen Koç, şu bilgileri paylaştı:
"Anne adayında yüksek tansiyon, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma, pıhtılaşma sorunları ve görme problemleri gelişebilir. Nadir durumlarda ise preeklampsi adı verilen ve nöbetlerle seyreden hayati risk taşıyan bir tablo ortaya çıkabilir. Bebek açısından da bazı riskler söz konusu olabilir. Preeklampsi durumunda plasentaya giden kan akımı azalabilir. Bu durum bebeğin yeterli oksijen ve besin alamamasına bağlı olarak gelişme geriliğine, erken doğuma ve bazı durumlarda bebeğin anne karnında kaybına yol açabilir. Bu yüzden preeklampsi, gebelik takibinde özellikle dikkat edilmesi gereken durumlardan biridir."
"Bu belirtiler varsa doktora başvurun"
Anne adaylarının bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Koç, "Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görmede bulanıklık veya ışık çakmaları, yüz ve ellerde ani şişlik, hızlı kilo artışı, mide üst kısmında ağrı ve nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir. Bu bulgular her zaman preeklampsi anlamına gelmeyebilir ancak özellikle şiddetli baş ağrısı, görme değişiklikleri ve ani gelişen ödem durumlarında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi.
"Bazı anne adaylarında risk daha yüksek"
Preeklampsi gelişme riskinin bazı durumlarda daha yüksek olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Koç, "İlk gebelik, önceki gebelikte preeklampsi öyküsü, kronik hipertansiyon, diyabet veya böbrek hastalığı, obezite, ileri anne yaşı ve çoğul gebelikler risk faktörleri arasında yer alır. Ayrıca ailede preeklampsi öyküsünün bulunması da riski artırabilir. Bu yüzden risk grubundaki anne adaylarının gebelik takiplerinin daha yakından yapılması gerekir" açıklamasında bulundu.
"Düzenli kontroller erken tanı sağlar"
Gebelik kontrollerinin preeklampsinin erken teşhisinde kritik rol oynadığını belirten Doç. Dr. Bergen Koç, "Her kontrolde yapılan tansiyon ölçümü ve idrar testleri sayesinde preeklampsi çoğu zaman henüz ciddi belirtiler ortaya çıkmadan fark edilebilir. Ayrıca ultrason ve doppler incelemeleri ile bebeğin gelişimi ve plasentaya giden kan akımı değerlendirilebilir. Risk faktörü olan gebelerde gebeliğin erken döneminde düşük doz aspirin tedavisi gibi koruyucu yaklaşımlar da uygulanabilir. Bu nedenle gebelik sürecinde kontrollerin aksatılmaması hem anne hem de bebek sağlığı açısından hayati önem taşır" dedi.
"Tedavide gebelik haftası belirleyici"
Preeklampsi tanısı konulduğunda tedavi sürecinin gebeliğin haftasına ve hastalığın şiddetine göre planlandığını söyleyen Doç. Dr. Koç, "Preeklampsinin kesin tedavisi çoğu zaman doğumdur. Ancak hafif olgularda anne ve bebeğin durumu yakından izlenerek gebeliğin güvenli şekilde devam etmesi sağlanabilir. Bu süreçte tansiyon kontrolü, kan ve idrar testleri ile bebeğin gelişimi düzenli olarak takip edilir. Daha ağır durumlarda ise anne adayının hastanede yatırılarak izlenmesi ve gerekli tedavilerin uygulanması gerekebilir" ifadelerini kullandı.
"Sağlıklı yaşam riski azaltabilir"
Anne adaylarının bazı önlemlerle riskleri azaltabileceğini belirten Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, "Düzenli gebelik kontrollerini aksatmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, aşırı kilo alımından kaçınmak ve doktorun önerdiği fiziksel aktiviteyi sürdürmek önemlidir. Sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulması ve tansiyon kontrollerinin düzenli yapılması da büyük önem taşır" dedi.
Preeklampsinin günümüzde düzenli takip ve erken tanı sayesinde çoğu gebelikte güvenli şekilde yönetilebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Koç, "Anne adaylarının gebelik boyunca vücutlarında fark ettikleri değişiklikleri mutlaka hekimleriyle paylaşmaları hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır" şeklinde konuştu.