A+ A-
Yorum
10

Hipertansiyon ömür boyu kontrol altında tutulabilir

Yayın Tarihi: 12.05.2025 - 17:37
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, pek çok hastada hipertansiyona yol açan belirgin bir neden bulunamadığına dikkat çekerek, erken tespit ve önlemlerle birlikte hipertansiyonun ömür boyu kontrol altında tutulabileceğini dile getirdi.
Kaynak:İHA

Tedavi edilmeyen hipertansiyonun kalp krizi ve felç gibi hayati durumlara yol açabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray; erken tespit, önlem ve düzgün takiple hipertansiyonun ömür boyu kontrol altında tutulabileceğini belirtti. Kalbin vücuda kan pompalarken damar çeperine uyguladığı basınç olarak tanımlanan tansiyonun, sağlıklı bireylerde 140/90 mmHg’ nin altında seyrettiğini belirten Kaplangöray, tansiyon değerlerinin bu seviyeleri aşması durumunda ise hipertansiyon tanısı konulması gerektiğini söyledi. Kaplangöray, tedavi edilmeyen hipertansiyonun damarlara zarar vererek kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi hayati risklere yol açabileceğini vurguladı.

"Çoğu zaman belirti vermediği için kişiler kendilerinde böyle bir sorun olduğunu fark edemiyor"
Yüksek tansiyonun çok sık görülen bir sorun olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, "Araştırmalar, ülkemizde her 3 yetişkinden birinin yüksek tansiyon sorunu olduğunu gösteriyor. Risk faktörlerinden biri, yaştır. 35-56 yaş arası yetişkinliklerde yüksek tansiyon oranı daha da yükseliyor. Kadınlarda bu oranın erkeklere göre daha yüksek olduğu biliniyor. Çoğu zaman belirti vermediği için kişiler kendilerinde böyle bir sorun olduğunu fark edemiyor. O nedenle periyodik tansiyon ölçümü yapmak, yüksek tansiyon olup olmadığını anlamak için çok önemli" dedi.

Sessiz düşman olarak biliniyor
Hipertansiyonun genellikle belirti vermeden ilerlediği için "sessiz düşman" olarak tanımlanak uygun olacağına işaret eden Doç. Dr. Kaplangöray "Baş ağrısı, çarpıntı, halsizlik, kulak çınlaması, burun kanaması yapabilir. Ama çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Yani kişi kendini iyi hisseder ama tansiyonu yüksektir. Dolayısıyla belli aralıklarla tansiyon ölçümü yapılmalıdır. Obezite, düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam ve ailede erken yaşta hipertansiyon öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli tansiyon ölçümü yapması ve gerekirse doktora başvurması önemlidir" şeklinde konuştu.

"Hastaların yüzde 95’inde neden bilinmiyor"
Hastaların yaklaşık yüzde 95’inde hipertansiyona yol açan belirgin bir neden bulunamadığını dile getiren Doç. Dr. Kaplangöray "Bu durum ‘esansiyel hipertansiyon’ olarak tanımlanır. Bu tip hipertansiyonun gelişiminde genetik yatkınlık, yüksek tuz tüketimi, obezite, sigara ve alkol kullanımı, stres ve düzensiz beslenme önemli rol oynar. Kalan yüzde 5’lik dilimde ise böbrek hastalıkları, tiroid ve böbrek üstü bezi sorunları, doğuştan gelen damar darlıkları ya da bazı ilaçların neden olduğu ‘sekonder hipertansiyon’ söz konusudur. Yüksek tuz tüketimi, obezite, sigara ve alkol kullanımı, stres ve düzensiz beslenme önemli rol oynar" ifadelerine yer verdi.