A+ A-
Yorum
10

Sabah anksiyetesinin görünmeyen yüzü

Yayın Tarihi: 06.02.2026 - 14:27
Alarmdan önce başlayan endişe: Sabah anksiyetesinin görünmeyen yüzü
Kaynak:HABERTÜRK

Güne başlarken hissedilen yoğun endişe, zamanla sosyal ilişkilerden iş hayatına kadar pek çok alanı olumsuz etkileyebiliyor. Sabah anksiyetesi, modern yaşamın sessiz ama yaygın sorunlarından biri olarak dikkat çekiyor. İşte detalar...

Sabahları sebepsiz yere kaygılı uyanmak yalnızca ruh halinizle ilgili olmayabilir. Kortizol, serotonin ve uyku düzeni gibi faktörler sabah anksiyetesinin arkasındaki görünmeyen nedenler arasında yer alıyor.

Stres seviyesini yönetmenin yolları neler?

Stres seviyesini yönetmenin yolları neler?

Karabasan denilen şey aslında ne?

Karabasan denilen şey aslında ne?

SABAH ANKSİYETESİ NEDİR?

Bazı sabahlar daha gözlerini açar açmaz vücutta açıklaması zor bir gerginlik hissi belirir. Henüz hiçbir şey yaşanmamışken, sanki yaklaşan bir tehlike varmış gibi yoğun bir huzursuzluk kaplar insanın içini. Zihin, kontrolsüz düşüncelerle dolup taşar. Psikoloji literatüründe bu durum sabah anksiyetesi olarak tanımlanır. Günün daha ilk anlarında ortaya çıkan bu kaygı hali, bazen tüm günün ruh halini belirleyecek kadar etkili olabilir.

SABAH ANKSİYETESİNİN PSİKOLOJİK KÖKENLERİ

Her ne kadar yalnızca sabahları yaşanıyormuş gibi görünse de bu kaygı genellikle uzun süredir biriken stresin bir yansımasıdır. Uyku sırasında bastırılan duygular, uyanma anında kendini açığa vurabilir. Kimi zaman görülen rüyalarla, kimi zaman da ertesi günün sorumluluklarıyla ilişkilidir. Zihin, gün başlamadan alarma geçmiş gibidir. Bu durum yaşam kalitesini zamanla ciddi şekilde düşürebilir.

FİZYOLOJİK SÜREÇLER VE KORTİZOL ETKİSİ

Uzmanlara göre sabah anksiyetesinin önemli nedenlerinden biri kortizol hormonudur. Kortizol, vücudu uyandırmak ve güne hazırlamak için sabah saatlerinde doğal olarak yükselir. Ancak stres düzeyi yüksek bireylerde bu artış kaygıyı tetikleyebilir. Sonuç olarak kalp atışları hızlanır, mide sıkışır, kaslar gerilir ve nefes almak zorlaşabilir. Yani sabah anksiyetesi yalnızca zihinsel değil, bedensel bir süreçtir.

FİZİKSEL VE DUYGUSAL BELİRTİLER

Sabah anksiyetesi çoğu zaman bedensel belirtilerle kendini belli eder. Çarpıntı, mide bulantısı, terleme, titreme ve kas gerginliği en sık görülenlerdir. Bunun yanında kişi kendini sebepsiz yere huzursuz, karamsar ya da suçlu hissedebilir. Gün henüz başlamadan yaşanan bu yoğunluk, zihinsel bir tükenmişlik hissi yaratır.

SOSYAL YAŞAM VE İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Sürekli kaygıyla uyanmak zamanla insan ilişkilerine de yansır. Kişi içine kapanabilir, çevresiyle arasına mesafe koyabilir. Aile içi iletişim zayıflayabilir, partnerle ya da çocuklarla geçirilen zamanın kalitesi düşebilir. Bu ruh hali motivasyonu da olumsuz etkiler; erteleme davranışı artar, yeni başlangıçlar göz korkutucu hale gelir.

UYKU KALİTESİ VE NÖROKİMYASAL ETKENLER

Yetersiz ve kalitesiz uyku sabah anksiyetesini tetikleyen önemli faktörlerden biridir. Özellikle REM uykusu sık bölünen kişiler sabahları daha huzursuz uyanabilir. Bunun yanında serotonin seviyelerindeki dalgalanmalar da kaygıyı artırabilir. Serotonin düşüklüğü, özellikle sabah saatlerinde anksiyetenin daha yoğun hissedilmesine neden olabilir.

TIBBİ VE BİYOLOJİK NEDENLER

Uyku sorunları çoğu zaman depresyon ve anksiyete ile birlikte görülür. Obstrüktif uyku apnesi gibi rahatsızlıklar, gece boyunca sağlıklı nefes almayı engelleyerek sabahları kaygılı uyanmaya yol açabilir. Ayrıca stres hormonu kortizolün uzun süre yüksek seyretmesi; kaygı, depresyon ve konsantrasyon problemlerini beraberinde getirebilir.

Bazı çalışmalarda, depresyon ve diğer psikiyatrik rahatsızlıklarda interlökin-6 (IL-6) adlı iltihaplanma ile ilişkili bir maddenin yüksek olduğu gösterilmiştir. IL-6 seviyeleri sabah saatlerinde zirveye ulaştığı için, sabah anksiyetesinin biyolojik nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

SABAH ANKSİYETESİYLE BAŞ ETME YOLLARI

Doktorunuzun önereceği tedaviye ek olarak aşağıdaki öneriler, sabah anksiyetesinin etkilerini hafifletmeye yardımcı olabilir:

- Dengeli ve düzenli beslenin, öğün atlamamaya özen gösterin.

- Akşam yemeğinden sonra tekrar yemek yemekten kaçının.

- Çay, kahve, kola gibi uyarıcı içecekleri sınırlayın.

- Alkolün depresan etkisi olduğunu unutun ve tüketimden kaçının.

- Düzenli egzersiz yapın; hareket etmek kaygı seviyesini azaltır.

- Düzenli kullandığınız ilaçların yan etkilerini doktorunuzla değerlendirin.

- Gece geç saatlere kadar uyanık kalmamaya çalışın.

Uyku düzeninizi biyolojik ritme uygun hale getirin; gece uyuyup gündüz uyanmak hormon dengesini korumanın en etkili yollarından biridir.

Etiketler