Siyasi partilerle iletişim içinde olduklarını söyleyen Babacan, bu konuda önümüzdeki günlerde ilerlemeler olabileceğini söyledi.
Ali Babacan, Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Adalet Bakanlığı’na getirilişini “usul” olarak yanlış bulduğunu açıkladı. İktidar ve ana muhalefete “temiz yönetim” için çağrı yapan Babacan, dış politikada “rasyonaliteye dönüş” işaretleri olduğunu belirtti. Sanal bahis ile spor kulüpleri ve şike iddialarına değinen Babacan, “Batsın bahis parası. Devletin parası mı yok? Ben olsam bir günde düzeltirim.” dedi. Babacan, sosyal yardımların merkezi hükümetin görevi olduğunu, belediyelerin asli işlerini yapması gerektiğini de kaydetti.
Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in YouTube kanalına konuk olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gündemdeki konu başlıklarını değerlendirirken çarpıcı açıklamalar yaptı.
Ali Babacan, iktidar ve ana muhalefete karşı güçlü bir alternatif oluşturma konusunda son zamanlarda toplumdan yoğun talep geldiğini söyledi. Birçok genel başkanın da üçüncü yol, merkez sağ, ittifak gibi isimlerle benzer ifadelerde bulunduğunu hatırlatan Ali Babacan, şöyle konuştu:
“Biz hep şunu söylüyoruz: Diyoruz ki, yani vatandaşlarımız eğer iktidardan artık memnun değilse, Anadolu tabiriyle CHP’ye de eli gitmiyorsa diyelim en kestirmeden, o zaman işte onların önüne sağlam, net, iddialı, güçlü bir seçenek sunmamız lazım. Özellikle son haftalarda artan bir şekilde, ‘Ya ne olur ayrılık gayrılık olmasın, birlik beraberlik olsun, şöyle bir araya gelin, güçlü olun, biz de sizi destekleyelim.’ diye vatandaşlarımızdan da yoğun bir talep gelmeye başladı. Dolayısıyla bizim ne yapmamız lazım önümüzdeki dönemde?
Aynı ilkeler etrafında, aynı değerler etrafında buluştuğumuz, Türkiye’nin yarınları konusunda hemfikir olduğumuz siyasi partilerle, müstakil siyasetçilerle biraz daha safları sıklaştırmamız lazım. Bu illa şöyle olsun, böyle olsun, bunun şekli budur falan diye baştan bir şey söylemek de doğru değil. Çünkü bunlar ikili görüşmelerle, çok taraflı görüşmelerle biraz safha safha ilerlemesi gereken bir süreç. Çünkü her parti müstakildir. Her siyasi partinin kendi karar alma mekanizması vardır. Dolayısıyla bir iş birliği olacaksa bu, karşılıklı rızayla ve eşitler arasında yapılan görüşmelerle şekillenmelidir. Bizim siyasi partilerin pek çoğuyla yakın iletişimimiz var. İş birliğini daha nasıl ilerletebiliriz diye görüşmelerimiz var. Henüz net, şöyle bir model kuruyoruz noktasında değiliz. Ama önümüzdeki haftalarda bu işin ben ilerleyeceğini tahmin ediyorum.”
İKTİDAR VE MUHALEFETE “TEMİZ YÖNETİM” ÇAĞRISI
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, yolsuzlukların sona ermesi ve temiz yönetim için hem iktidar hem de muhalefete çağrıda bulundu. Ali Babacan, Avrupa’da 28 ülkede uygulanan kamu alımları mevzuatının yolsuzlukların önlenmesi konusundaki önemine dikkat çekerek, “İktidar ve ana muhalefet bu konuda samimiyse getirsinler Meclis’e, biz de hemen destek verelim. Bunun için iktidarın devlet yönetiminde, ana muhalefetin de belediye yönetiminde ‘Biz temiz yönetim istiyoruz.’ diyebilmesi lazım. Bir avuç insanın değil, Türkiye’nin kazanmasını istiyorsanız bunun yolu bütün Avrupa’nın uyguladığı kamu ihale yasasını çıkaralım. O zaman dürüst çalışma gayretinde olanlar da rahatlar.” dedi.
TÜRKİYE’DEN 18 MİLYAR DOLAR ÇIKTI
Ali Babacan, önceki gün açıklanan Merkez Bankası ödemeler dengesi tablosuna göre 18 milyar doların Türkiye’den çıkış yaptığını açıkladı. Bir önceki sene 10 milyar olan cari açığın da 25 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Babacan, “Bu ne demek? Türkiye’ye gelen yatırımdan on sekiz milyar daha fazlası dışarıya yapılmış demek. Yani bizim kendi insanımız, kendi sermayesini, kendi birikimini, kendi finansmanını, bizim yerli millî dediğimiz paramızı çıkartmış dışarı, başka ülkelerin kalkınmasına yatırmış.” diye konuştu.
Ali Babacan, döviz rezervlerinin artışını ise şöyle değerlendirdi:
“Döviz rezervinin artması ağırlıklı olarak bizim kendi vatandaşımızın banka hesaplarında dövizden TL’ye geçmesiyle alakalı. ‘Nasıl olsa kur artmıyor.’ diyor, ‘Artık bari dövizimi bozdurayım.’ da diyor. İkincisi de dışarıdan yüksek faizin cazibesiyle gelen para var. Doğrudan yatırım için gelmiyor. Geliyor, döviz bozduruyor ama bozdurulan da döviz bizim Merkez Bankası’nda duruyor. Bozdurduğu dövizi TL cinsinden faize yatırıyor. O yüksek faizi alıyor, tekrar dövize çevirip yurt dışına çıkıyor. Döviz bazında şu anda dünyada en büyük getiri sağlanan ülkelerden birisi Türkiye oldu. Yani yüz dolar getiriyor adam, yüz on beş, yüz yirmi dolar geri götürüyor ve bunu bir yılda sağlıyor. Dolara bu kadar faiz veren başka ülke yok çünkü dünyada. Onun için Türkiye’ye o anlamda gelen yatırım değil de yüksek faiz için gelen dövizin de aslında bir kıymeti yok.”
AKIN GÜRLEK’İN ATANMASI USULEN YANLIŞ
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in göreve başladıktan sonraki ilk mesajlarını değerlendirirken, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Dolayısıyla söylenenlerin ne kadar hayata geçeceğini görmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Ali Babacan, Akın Gürlek’in bakanlık görevine getirilmesini ise usul olarak doğru bulmadığını söyledi ve gerekçelerini şöyle açıkladı:
“Hâkimlerimiz, savcılarımızın siyasi etkiden bağımsız çalışmaları lazım. Yani siyasi talimatla iş yapmamaları lazım. Ama siyasetten hâkimliğe, savcılığa ya da hâkim, savcılıktan siyasi görevlere keskin geçişler ister istemez siyasi etkiden uzak kalmamayı da beraberinde getirir. Yani siyasetin etkisi geçerli olur. Çünkü bir savcımız, bir hâkimimiz, ‘Ya belki de ben bakan olurum, belki de ben bakan yardımcısı olurum.’ diye kararlar verirse o beklenti onun kararlarını olumsuz etkileyebilir. Siyasetten gelecek yönlendirmelere de açık olabilir. Onun için ben usul olarak bu yargıyla siyasi görevliler arasındaki bu hızlı geçişleri doğru bulmuyorum. Devlet yönetiyorsan, devlet gücünü elinde bulunduruyorsan bunu hiçbir şirketin, hiçbir şahsın, hiçbir bankanın lehine kullanamazsın. Devlet gücünü sen tamamen adil bir şekilde, herkese eşit bir şekilde kullanmalısın. Fırsat eşitliği içinde kullanmalısın. Bunu da yasal tedbirlerle garanti altına almazsanız o zaman büyük sorunlar çıkar yani. Dolayısıyla bu yargıdan Adalet Bakanlığı’na ya da Adalet Bakanlığı yardımcılığından yargıya geçişleri ben usulen doğru görmüyorum.”
BATSIN BAHİS PARASI, KUMAR PARASI
Spor kulüpleri ile bahis ilişkisine değinen Ali Babacan, bunun ekonomiyle açıklanamayacağını söyledi ve “Batsın kumar parası, batsın bahis parası.” dedi. Babacan şöyle devam etti:
“Devletin gücü mü yok? Spor için para mı gerekiyor Allah aşkına? İlla milyonlarca insanın akıl sağlığını bozup, aile facialarına sebep olacak yerden parayı toplayıp da sporun finansmanı böyle bir şey olabilir mi? Koyun bütçeye, adil bir şekilde paylaştırın. Tamam, spor da maliyetli bir şey, onu da anlıyoruz. Kolay değil iyi sporcu yetiştirmek. Kulüpçülük maliyetli bir şey. Objektif kriterleri koyun, devlet desteğini açıklayın, bitirin işi. Bütçede para yok diye bahisten, kumardan kazanılan parayı dağıtmak… Bunu yapan bir devlet olamaz. Devlet devletliğini yapar. İnanın çok kolay bunları çözmek. Spor ekonomisini topla topla ne eder ki? İnanın ben bir günde çözerim hepsini. O kadar basit yani. Spor ekonomisi topla topla ne eder ki? Devletin bütçesinin, devletin gücünün yanında nedir ki? Devletin ilk ayda, Ocak ayında ödediği faiz ne, biliyor musun? On milyar dolar. Demek ki devletin gücü var. Ama bunu nerede, nasıl kullandığın önemli. Bir de iş bilenin, kılıç kuşananın açıkçası. Bir gecede biter, bir gecede.”
DIŞ POLİTİKADA RASYONALİTEYE DÖNÜŞ
Ali Babacan, dış politikadaki gelişmeleri değerlendirirken hükümetin 2023 seçimlerinden sonra “rasyonalite”ye dönüş yaptığını söyledi. Babacan, “2023 seçimlerinden bu yana Hakan Fidan, İbrahim Kalın ve Yaşar Paşa’yı da saymak lazım. Bu kadroların göreve gelmesiyle beraber dış politikada da rasyonaliteye dönüş çabası gördüm, izliyorum.” dedi.
Suriye’de bazı riskler olmasına karşın olumlu gelişmeler yaşandığını belirten Babacan, “Detaylara indiğinizde sorunlar görüyor muyum? Görüyorum. Ama büyük resme baktığımızda özellikle bugün itibarıyla Suriye’nin bölünme riski bayağı bir azalmış durumda. Yani Suriye artık bölündü, parçalandı derken; İsrail bölünmüş ve zayıflamış bir Suriye görmek isterken, bölünsün, parçalansın, zayıf kalsın, ben de orada at koşturayım derken bu bölünmenin, Suriye’de bölünmenin olmaması…” dedi.
TÜRKİYE DOĞAL KUTUP BAŞIDIR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’yi bölgenin kutup başı ülke yapma mücadelesi verdiklerine ilişkin sözlerine cevap veren DEVA Partisi lideri Ali Babacan, “Türkiye doğal olarak zaten kutup başıdır. Ama siz bunu ‘Biz kutup başıyız, gelin etrafıma, bana tabi olun, vagon olun.’ derseniz olmaz. Ne Mısır’ı yanınızda bulursunuz, ne İran’ı, ne Suudi Arabistan’ı, ne Pakistan’ı… Şimdi bunu söylemeden yapmak lazım. İç kamuoyunda tamam, alkış alırsınız, helal olsun. Ama ondan sonra niye sizi kutup başı olarak kabul etsin ki elin adamı? Yani onun da kendi halkı var. Mısır’ın da yüz milyondan fazla nüfusu var.” dedi.
İktidarın dış politikada iç siyasete odaklı bir propaganda mekanizması işlettiğine işaret eden Ali Babacan, “Özellikle hukuk, adalet ve ekonomi alanında işler berbat olduğu için, onun üzerini örtmek için, sorunların üzerini örtmek için bu dış politikadaki başarıları ya da dış politikadaki konjonktürü kullanmak istiyorlar. Yani içeride ekonomideki zorluklara, adaletsizliklere razı olun, çünkü biz dış politikada güçlüyüz. Şimdi yapmaya çalıştıkları bu. Ama bu içeride de işe yaramıyor, dışarıda da olacak işleri çıkmaza sokabiliyor.” dedi.
HİÇ UMURLARINDA DEĞİL, YAPAMAZLAR, MÜMKÜN DEĞİL!
Ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaları eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, milletin borç ve faizden kırılırken parası olanların servetine servet kattığını söyledi ve üç yıl devam eden yüksek faizin milleti bitireceğini vurguladı. Sektör sektör politika üretmek gerektiğini de söyleyen Babacan, şunları söyledi:
“Hiç umurlarında değil yani. ‘Biz faizi artırdık, tamam. Erdoğan izin vermiyordu. Bak, biz şimdi yaptık.’ Halt ettin yani. Ne oldu? Millet ne oldu? Millet kırılıyor, borçlu. Herkes faiz ödüyor. Parası olan da servetine servet katıyor. Bu mu ekonomi yani? Hadi üç ay, altı ay neyse ama tutup da siz bunu üç yıl uygulayamazsınız ya. Üç yıl yüksek faiz bitirir memleketi yani. Olmaz. Şimdi hani neşter dersin ya, şimdi neşter eğer dikkatli kullanırsan ameliyatta başarı elde edersin. Ama gidip de neşteri kalbe saplarsan hastayı öldürürsün yani. Şu andaki neşteri yanlış kullanıyorlar. Gideyim vergi salayım, faizleri artırayım, asgari ücretle de emekli maaşlarının üzerine oturayım, bastırayım aşağıya doğru. Bak ne güzel ekonomi düzeldi. Böyle yok, olmuyor işte yani. Üç yıldır uğraşıyorsunuz, hâlâ yüzde otuz enflasyon. Bu yıl sonu yüzde yirminin altını göreceğiz diye hayal ediyorlar. Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda da ortaya çıktı ki yüzde yirminin altı zor görünüyor bu yıl. E dört yıl oldu kardeşim. Biz iki yılda tek haneye indirmişiz, otuz dört yıllık enflasyonu. Otuz dört yıllık yüksek enflasyonu iki yılda tek haneye indirmişiz. On yıl boyunca da tek hanede tutmuşuz. Siz dört yıldır hâlâ yüzde otuzlar, yirmilerden falan bahsediyorsunuz. Ne biçim iş bu yani? Yapamazlar ya, mümkün değil yani. Ben kadroyu biliyorum çünkü olmaz…”
SOSYAL YARDIMLARI MERKEZİ HÜKÜMET YAPMALI
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, sosyal yardımların merkezi hükümet eliyle yapılması ve belediyelerin de asli işlerine dönmesi gerektiğini savundu:
“Belediyeler asıl işini yapmıyor. Sosyal yardım, sosyal desteğin tamamen adil bir şekilde, fırsat eşitliğine dayanarak merkezi hükümet tarafından yapılması lazım. Belediyeler de asli görevi olan yol, çöp, altyapı bunları yapması lazım. Ama baktılar ki ekmek orada, AK Parti böyle sosyal yardımlarla, sosyal desteklerle bir kitleyi bağladı. En fakir kitleyi bir şekilde bağladı, korkutarak. ‘Ben sana bu desteği parti üyesi olduğun için veriyorum.’ diyor. ‘Ben kaybedersem sen de kaybedersin.’ diyor. ‘Desteğin kesilir.’ diyor. Böyle korkutuyor insanları yani. Bunu belediyeler çözdü, muhalefet belediyeleri de aynı. Bakıyorum ooo, sosyal yardım, sosyal destek… Yani bu doğru değil ya. Yani bu sosyal yardım, sosyal desteğin merkezi hükümet tarafından ama aile bazlı sosyal destek mekanizmasını kurarak yapılması lazım. Yani devletin sosyal yardım destekleriyle ihtiyacı olanları doğru buluşturmayı sağlayıcı bir mekanizma kurmak gerekiyor. Altmış bin kişiyle bu mümkün. Altmış bin kişiyle. Ve tabii ki hiç çalışmadan devlet yardımıyla yaşamakla, çalışarak hak ederek emeğinin karşılığını almak… Bu ikisi arasındaki dengeyi de bulmak lazım.”