Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim konusundaki ifadelerine yanıt verdi.
Özel, NOW TV'de İlker Karagöz'ün sorularını yanıtladı.
Bahçeli'nin erken seçim çağrılarını "siyasi ahmaklık" olarak niteleyen açıklamalarna değinen Özel, bu sözleri üzerine alınmadığını belirtti.
Özel, "Geçmişte 4 ay boyunca erken seçim yok deyip 1 hafta sonra erken seçim ilan ettiğine göre ya bir erken seçim çağrısı yapacak, geçmişteki gibi lastikleri ısındırıyor olabilir ve muhataplarının bundan haberdar olmamasını istiyor olabilir" ifadelerini kullandı.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"GEÇMİŞTEKİ GİBİ LASTİKLERİ ISINDIRIYOR OLABİLİR"
Devlet Bahçeli’nin erken seçim açıklaması:
"Aslında şöyle bir döküm olarak elimde de varsayım Bahçeli 2018 yılının aralık ocak ayında 'erken seçim beklemek ahmaklıktır' diyerek lafa başlayıp Şubat, Mart, Nisan ayında sürekli erken seçim isteyeni vatan hainliği ile suçlayacak kadar, en ağır hakaretleri söyleyecek kadar erken seçim talep etmek vatana ihanettir demiştir.
En son bu sözünü söyledikten bir hafta sonra grup toplantısında çıkıp 'Ağustos ayında erken seçim yapalım' demiştir. Ertesi gün Erdoğan ile bir araya gelmişler ve 24 Haziran erken seçimi ilan etmişlerdir. Sayın Bahçeli bir hafta önce erken seçim için bir hafta sonra erken seçim ve tarih veren bir siyasetçidir. O yüzden tanımlamalarının hiçbirisini üstüme almıyorum o sözleri bana söylüyor olamaz. O sözleri erken seçim olmayacağını ispatlamak ikna etmek için de söylüyorum ama çünkü geçmişte dört ay boyunca erken seçim yok dediği hafta sonra erken seçim ilan ettiğine göre ya da erken seçim çağrısı yapacak geçmişteki gibi lastikleri ısındırıyor olabilir.
Ve muhatapların bundan haberdar olmasını olmamasını istiyor olabilir. Ya da Erdoğan adaylarına karşı çıkacak kendi seçimde Erdoğan’nı adaylığına karşı çıkacak ona bir mesaj vermektedir.
"ERKEN SEÇİM İÇİN BEN SAYIN BAHÇELİ'YE GİTMEM"
Ben hiç üstüme alınmadım çünkü ben sayın Bahçeeli'nin kapısını erken seçim diye gitmiş değilim ben Bahçeli'nin kapısına gitmez değilim. Türkiye'nin menfaati varsa onun için giderim, depremzedenin sorumlu emeklinin sorunu için giderim. Türkiye'nin birlik beraberlik içinde olması terör salonunu çözme terörsüz ve demokratik bir Türkiye için giderim.
Erken seçim için ben sayın Bahçeli'ye gitmem. Bahçeli onun uzmanlık alanı.
Nasıl bir erken seçim ile Ak Parti'ye getirmiş. Türkiye'nin başına dert etmiş ve bugüne kadar yaşına yaşanan her şeyden sorumluysa herhalde sayın Bahçeli'nin Türkiye bir borcu var.
Erken seçim için kendi takdir ettiği zaman erken seçim yapılması için kendi söyleyeceğini söyleyecek herhalde. Tarih önünde bu büyük günahtan ayrılmak için bir günah çıkaracak ve bu millete Ak Parti iktidarına mahkumiyeti bu millete Ak Parti'den kurtulmamız için bir inisiyatif kullanarak yerine getirecektir
Türkiye'nin iç dışlı tüm meseleleri için Türkiye için her lidere giderim sayın Bahçeli’ye de giderim."
"HATAY DEPREMDE YIKIMIN YARISININ YAŞANDIĞI ŞEHİR"
Özel, 6 Şubat depremlerinin yıldönümüne dair şunları söyledi:
"O günleri yaşayan birisi olarak ne büyük bir felaket olduğunu ne büyük bir yıkım olduğunu biliyoruz. Onların tanığıyız. O günlerdeki acıyı o günlerde buradaki büyük yazı isyanı duymuş birisi olarak üç yıl sonra tabii ki yaralarım belli ölçüde sarıldığını ancak üç yıl geçmiş olmasına rağmen beklentilerin karşılanmadığı sözlerin sulamadığını da veriyoruz.
Deprem bölgesi aslında biz geçtiğimiz yıllarda da buraya geldik ve biliyorsunuz hep yapıcı bir şekilde hem yerel yönetimlerimiz ile hem de bugün İzmir Büyükşehir Belediye başkanımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanımız eşlik ediyor. Dün Ankara Büyükşehir Belediye başkanımız Bursa ile birlikte eşlik ediyordu. Her şehirde işin ucundan da tutabiliriz yerel yönetimin katkılarıyla bu şehrin ayağa kaldırılması nasıl katkı sağlayabiliriz, diye baktık.
İktidar Partisi ise buraya deprem bölgesine yapılacak konutlar ve bu konutların yapılmasının bütün meseleyi hallettiği üzerinden bakan yanlış bir bakış açısıyla bakıyor. Dün sivil toplum örgütleri ve meslek gruplarıyla baktık, oturduk. Kahramanmaraş yıkıldı.
Üç yılda belli bir ölçüde %70 oranında yeniden yapıldı. Ama mesela mühendisler, mimarlar şehir planlayıcıları, haritacılar odası bu büyük felaketten sonra bir bütüncül şehircilik anlayışı olmalıydı.
Bütün şehirler böyle. Hatay'ın farklı bir özelliği var. Hatay hep şuna isyan etmişti, geç geldiler! En son Hatay'a geldiler, dediler. Biliyorsunuz, İBB dışında Hatay'da o günlerde organize olabilen bir başka yapı yoktu ve Hatay hep gecikildiğinden şikayet ediyordu.
Şimdi rakamlara baktığımızda o günlerde hep şunu dedik , öyle demeyin çok büyük bir coğrafya on tane şehir var. Yıkılan hasarın çok büyük olduğu şehirden en büyüğü.
Hatay depremde kayıpların yarısının yaşandığı yıkımın yarısının yaşandığı bir şehir. Şimdi bakıyorsunuz hataya ne yapılmış diye hata on şehrin en gerisinde kalmış. Yani o günlerde Hatay'ın itirazının isyanının toplam rakamlara yansıdığını görüyorsunuz. Bir deprem şehrinde vaat edilen evlerin verilmeyen %18 kalmış. Bir diğerinde 22.01 diğerinde 30'u. Hatay'a geldiğinizde yanılmıyorsam %45 ya da 43'ü bekleniyordu. Konteynerde kalanlara bakıyorsunuz. Her yerde var ama Hatay'da çok var en çok burada var. Neredeyse yarıya yakın kalanların burada kalıyor. Konteynırda kalanların sorunlarını dinliyorsunuz en büyük şikayet yine buradan geliyor. Tabi bütün bölge zorluklar içerisinde çok kayıp olan illerde en az kayıp olan il Osmaniye. Tabi Diyarbakır’da da saydığımızda falan en az kayıp. çok sayıda insan kaybettiğimiz şehirler en az kayıp Osmaniye'de var 960 kaybımız şehidimiz var. Osmaniye'de de konteynırkent'te şikayet var kiracılar ev verilmemiş parası olmayan açık buradan denmiş kiralar çok pahalı.
Ama genel olarak baktığımızda ilk günlerde yani depremin üçüncü gününde buraya geldiğimde bana söylenen en son hatay'a geldiler gelmediler ne haldeyiz deniyordu üçüncü ayında da aynı şey söyleniyordu yine Hatay'ın her şeyi de geride geldiğini söylüyorlar ve itiraz ediyorlar.
"SÖZÜ TUTMAMAK İLE ÖVÜNÜR MÜ İNSAN?"
"Konut mevzusu, aslında aklı hayale gelmeyecek bir şekilde siyaset yapılıyor Türkiye'de. benim gerçekten buna temelden itirazım var. Bugün deprem oluyor depremde seçim mi düşünülür? Muhalefet düşünse fırsatçılık denir. Depremden üç gün sonra ülkeyi yöneten sayın Erdoğan çıktı dedi ki bir yıl sonra herkes evlerine girecek hiç merak etmeyin, sakın muhalefete oy vermeyin bunlar daha iktidara alışana kadar bir yıl geçer. Biz bu zamana kadar evlerimizi veririz.
Bu söylem muhalefet partisi olarak sayın genel başkanımızın konutları biz yapacağız ve ücretsiz yapacağız demesine rağmen hayır biz parasıyla yapacağız ama bir senede yapacağız demesi sayın Erdoğan'ın o zaman seçim sonuçları üzerinde etkili oldu. Küçük bir farkla da olsa Erdoğan kazandı.
Üçüncü yıl olmuş insan hayatının önemli bir kısmı bugün hala 270 binin üzerinde insan konteynerde yaşıyor. Evlerin verdikleri rakamlar ortada.
Bir sözü tutmamak ile övünür mü insan? Siyasette bir yılda vereceğim dediysem, bir yılda verdiysem övünür, üç yılda yüzde yetmişini verdiysen bir yılda vereceğiz ama sözümüzü tutamadık, halkımız affetsin bu kadarını yapabildik kesin bu da bir öz eleştiridir."