Anne babaların favori çocuğu var mı?
Yayın Tarihi: 16.10.2026 - 14:13
19 binden fazla kişinin verilerinin incelendiği araştırma, ebeveyn tutumlarında cinsiyet, doğum sırası ve kişiliğin etkisini ortaya koydu
Anne babalar çocuklarını eşit sevdiklerini ifade etse de aile içinde gösterilen ilgi, verilen sorumluluklar ve çocuklardan beklenenler farklılık gösterebiliyor. Brigham Young Üniversitesi aile yaşamı profesörü Alexander C. Jensen’in farklı araştırmalardan elde edilen 19 binden fazla kişinin verisini değerlendirdiği çalışma, ebeveyn tutumlarında öne çıkan eğilimlere ışık tuttu.
Araştırma, ailelerde mutlaka bir favori çocuk bulunduğunu göstermiyor. Ancak çocukların cinsiyetinin, kardeşler arasındaki doğum sırasının ve kişilik özelliklerinin ebeveynlerin davranışlarıyla ilişkili olabileceğine işaret ediyor.

Kız çocukları ve küçük kardeşler daha avantajlı olabilir
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, ebeveynlerin kız çocuklarına erkek çocuklarına kıyasla bazı durumlarda daha olumlu yaklaşabilmesi oldu. Doğum sırasının da aile içindeki ilişkilerde etkili olabildiği belirtildi.
İlk çocuklardan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri ve yüksek beklentileri karşılamaları istenebilirken, sonraki çocuklara karşı daha sevecen bir tutum sergilenebiliyor. Kız çocukları da bu eğilimler kapsamında bazı açılardan avantajlı olabiliyor.
Bununla birlikte, söz konusu bulgular her ailede aynı durumun yaşandığı anlamına gelmiyor. Ebeveynlerin tutumları aile yapısına, çocukların ihtiyaçlarına ve kişisel ilişkilere göre değişebiliyor.

Uyumlu ve sorumluluk sahibi çocuklar daha fazla ilgi görebiliyor
Çocukların kişilik özellikleri de ebeveynlerin yaklaşımında rol oynayabiliyor. Araştırmaya göre uyumlu davranan ve sorumluluklarını yerine getiren çocuklar, diğer özelliklerinden bağımsız olarak daha olumlu bir tutumla karşılaşabiliyor.
Ancak aile içinde daha az sorun çıkaran veya beklentileri kolayca karşılayan çocuğa gösterilen olumlu yaklaşım, kardeşler tarafından kayırmacılık olarak algılanabiliyor. Bu durum, anne babaların farkında olmadan çocukları arasında farklı beklentiler geliştirmesine neden olabiliyor.
Uzmanların dikkat çektiği nokta, ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumlarını değerlendirirken her birinin ihtiyaçlarını ve kişilik özelliklerini ayrı ayrı dikkate alması.

Kardeşleri kıyaslamak aile içindeki sorunları artırabiliyor
Araştırmacı Alexander C. Jensen, ebeveynlerin çocuklarını birbirleriyle kıyaslamaktan kaçınmasının önemine dikkat çekiyor. Bir çocuğu sürekli “akıllı”, diğerini ise “sorumluluk sahibi” olarak tanımlamak bile kardeşler arasında farklı muamele yapıldığı düşüncesini güçlendirebiliyor.
Bunun yerine her çocuğun kendine özgü güçlü yönlerini takdir etmek ve her biriyle bireysel zaman geçirmek, aile içindeki iletişimin gelişmesine katkı sağlayabiliyor.
Jensen’in değerlendirmesine göre çocukların farklı ihtiyaçlarına göre farklı davranmak, tek başına kayırmacılık anlamına gelmiyor. Önemli olan, her çocuğun kendisini değerli hissetmesi ve haksızlığa uğradığını düşündüğü durumların görmezden gelinmemesi.
Ebeveynlerin kendi davranışlarını gözden geçirmesi ve çocukların duygularını dikkate alması, kardeşler arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yardımcı olabiliyor.