A+ A-
Yorum
10

Dünya'yı bekleyen büyük tehlike! Yüzde 40'ından fazlası kurak alana dönüşebilir

Yayın Tarihi: 08.09.2026 - 09:17
Yeni araştırmaya göre küresel kara alanlarının yüzde 40’ından fazlası yüzyılın sonuna kadar kurak bölgeye dönüşebilir.
Kaynak:SCİENCEALERT

İklim değişikliğinin etkileri dünyanın kuraklık haritasını değiştirebilir. Yeni araştırmaya göre 21. yüzyılın sonuna kadar Antarktika hariç yerkürenin kara alanlarının yüzde 40’ından fazlası kuraklaşma riskiyle karşı karşıya.

Dünya genelinde sıcaklıkların yükselmesi, gezegenin su dengesi üzerindeki baskıyı artırırken, bilim insanlarından geleceğe ilişkin dikkat çeken bir uyarı geldi.

Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan yeni araştırmaya göre, iklim değişikliğinin etkileriyle dünyanın en kurak bölgelerinin daha da kuraklaşması bekleniyor. Çalışma, 21. yüzyılın sonuna kadar yerkürenin kara alanlarının yüzde 40’ından fazlasının kurak bölge haline gelebileceğine işaret ediyor.

Çin Ormancılık Akademisi bilim insanlarının liderliğinde yürütülen araştırmada, güncellenmiş iklim modellerinden yararlanılarak kurak bölgelerin mevcut dağılımı ve gelecekteki değişimi incelendi.

Araştırmacılar değerlendirmelerinde, bir bölgedeki yağış miktarının buharlaşma ve terleme yoluyla gerçekleşebilecek potansiyel su kaybına oranlanmasıyla hesaplanan Kuraklık İndeksi'ni (AI) kullandı.

 

KÜRESEL KURAK ALANLARIN ORANI YÜZDE 40’I AŞABİLİR

Araştırmanın sonuçları, küresel ölçekte kuraklaşmanın önümüzdeki yıllarda daha geniş alanlara yayılabileceğini ortaya koydu.

Antarktika hariç tutulduğunda 1994-2023 döneminde dünyanın kara alanlarının yüzde 38,58’i kurak bölgelerden oluşuyor.

Araştırmacıların 2071-2100 dönemi için yaptığı projeksiyonlarda ise sera gazı emisyonlarının gelecekteki seyrine bağlı olarak bu oranın yüzde 39,31 ile yüzde 40,28 arasında değişebileceği öngörülüyor.

Bu oran ilk bakışta sınırlı bir artış gibi görünse de etkilenmesi beklenen alanın büyüklüğü dikkat çekiyor. En yüksek senaryoda kuraklaşacak yeni kara alanının yaklaşık 2,37 milyon kilometrekare olacağı hesaplanıyor.

Bu büyüklük, Cezayir'in yüzölçümüne veya Avustralya'nın yaklaşık yüzde 30'una karşılık geliyor.

Daha önce yapılan bazı araştırmalarda atmosferdeki karbondioksitin bitkiler üzerindeki etkisi hesaba katılmadığında, kurak alanların 2100 yılına kadar küresel kara alanlarının yüzde 56’sına ulaşabileceği tahmin edilmişti.

 

KARBONDİOKSİT ETKİSİ KURAKLAŞMA HIZINI DEĞİŞTİRİYOR

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, atmosferdeki yüksek CO2 seviyelerinin bitkilerin su kaybı üzerindeki etkisi oldu.

Araştırmacılara göre atmosferdeki karbondioksit miktarının artması, bitkilerin gözeneklerini daha fazla kapatmasına ve bu yolla daha az su kaybetmesine neden olabiliyor. Bu durum, kurak alanların genişleme hızının daha önceki bazı tahminlerden daha düşük çıkmasına yol açıyor.

Ancak bu etki, iklim değişikliğinin kuraklık üzerindeki genel riskini ortadan kaldırmıyor. En yüksek projeksiyonda dahi milyonlarca kilometrekarelik yeni kara alanının kuraklaşabileceği öngörülüyor.

Bu tablo, su kaynaklarının korunması ve kuraklık riskine karşı uzun vadeli planlamanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

 

AVUSTRALYA VE BREZİLYA İÇİN KURAKLIK RİSKİ ÖNE ÇIKIYOR

Projeksiyonlarda, yüzyıl boyunca kuraklaşmanın en belirgin şekilde Avustralya’da yaşanması bekleniyor. Avustralya'yı Brezilya ve Afrika'nın bazı bölgelerinin takip edeceği öngörülüyor.

Mevcut kurak alanların önemli bölümünü yarı kurak bölgeler oluşturuyor. Çin ve Avustralya’da kurak bölgeler öne çıkarken, Cezayir, Libya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde ise aşırı kurak alanlar dikkat çekiyor.

Geleceğe yönelik iklim senaryolarında ise en büyük artışın aşırı kurak bölgelerde gerçekleşmesi bekleniyor.

Bilim insanlarının ortaya koyduğu bu tablo, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık artışından ibaret olmadığını; yağış rejimleri, su kaynakları, tarım ve yaşam alanları üzerinde de uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

Kurak alanların genişlemesi, özellikle su kaynakları sınırlı bölgelerde tarımsal üretimden ekosistemlere kadar çok sayıda alan üzerinde baskıyı artırabilecek önemli bir küresel risk olarak öne çıkıyor.

Etiketler