1 yıl 3 aydır cezaevinde tutulan İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, hem CHP'de genel başkanlık değişiminin yaşandığı kurultay hakkında verilen 'mutlak butlan' kararını hem de devam eden süreçteki gelişmeleri değerlendirdi.
Silivri Cezaevi'nden T24'ten Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtlayan İmamoğlu, 'mutlak butlan' kararı hakkında düşündüklerini şöyle ifade etti:
"Partimle birlikte milyonların sandıkta ortaya koyduğu iradeye saldırılmasına öfkelendim. Mahkeme salonlarında hukukun, adaletin değil; siyasi mühendisliğin dolaşmasından üzüntü duydum. Utanmayı unutanlar için utanç da vardı hissiyatımda. Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesi kadar bu ülkenin demokrasi umuduna, sandığa giden milyonların vicdanına ve milletin karar verme hakkına utanmazca bir şekilde müdahale edenler ve onlara hukuk kisvesiyle yol açanlar adına utanç duydum.
'DEĞİŞİM İRADESİNİ GERİYE DÖNDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR'
Mutlak butlan milletin iradesiyle devlet gücünü kullanan iktidar arasında kurulan büyük bir hesaplaşmadır. Millet 'değişim' diyor, onlar yargıyı devreye sokuyor. Millet sandığı işaret ediyor, onlar mahkeme koridorlarını. Millet umutlu bir gelecek istiyor, onlar koltuklarını korumanın hesabını yapıyor. Bu yüzden mahkeme kararıyla tarihi, gerçeği ters yüz etmek istiyorlar. Değişim iradesini geriye döndürmeye çalışıyorlar. Ancak Cumhuriyet’i kuran iradeyi, birkaç imzayla yok hükmünde sayamayacaklar. Bu milletin hafızasını silemeyecekler. 86 milyonun geleceğini saray koridorlarında rehin alamayacaklar. Asıl hissettiğim ise; azim ve kararlılık."
"KAPISI KIRILARAK GİRİLEN SADECE BİR BİNA DEĞİL, BİR HAFIZA"
İmamoğlu, CHP Genel Merkezi'ni polisin plastik mermi ve biber gazıyla baskın düzenleyerek tahliye etmesine yönelik görüntüleri izlediği zamanki hislerini ise şöyle anlattı:
"Kapısı kırılarak girilen sadece bir bina değil bir hafıza, inanış, mücadele ve demokrasiye olan ihtiyaç. Orası, bu ülkenin çok partili demokrasi tarihinin, seçimle değişim umudunun, milyonlarca insanın emeğinin ve inancının evi aynı zamanda. Binanın içinde gençler, kadınlar, yaş almış yoldaşlarım, demokrasiye, milli iradeye sahip çıkmak için şehrin dört bir yanından gelen yurttaşlarımız vardı. Gazla, plastik mermilerle, polis zoruyla bir Türkiye’nin en köklü partisine girilen bir ülke görüntüsü, hiçbir demokratik toplum için normal değildir."
KILIÇDAROĞLU'NA SERT SÖZLER: SİYASİ KAYYUM
İmamoğlu, mutlak butlan kararıyla CHP'nin başına geri dönmeyi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu'nu ise şu sözlerle eleştirdi:
"Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına, delegelerin iradesiyle değil; sarayın yargı marifetiyle kurduğu operasyonla taşınan bir yönetim anlayışının demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık. Milletin sandıkta vermediği yetkiyi mahkeme koridorlarından devşirmeye çalışmak, siyaseten de vicdanen, ahlaken de meşru değildir. 'Dâhili bedhah kayyım' diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezi, adalet yerini bulana ve delegenin iradesi ortaya koyulana kadar o bina değildir. CHP’nin genel merkezi artık bütün partililerimizin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlardır. Şimdi otursunlar, boş duvarlara baksınlar. Darbeye direnenleri izlesinler."
"ERDOĞAN'IN HER SÖYLEDİĞİNİ KOŞA KOŞA YAPIYOR"
İmamoğlu'na, Kılıçdaroğlu hakkında zamanında kullandığı iddia edilen "Beni betona gömmek istiyor” sözü de soruldu. İmamoğlu, bu soruyu şöyle yanıtladı:
"Onun emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur. Benim en özgür halimle bulunduğum dört duvarın da kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe ben mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in, emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız."
"YA BİR YOL BULACAĞIZ YA BİR YOL YAPACAĞIZ"
İmamoğlu, yeni parti kurma ihtimalinin gündemde olup olmadığına ilişkin soruyu ise şu şekilde yanıtladı:
“Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. O yol, hukukun, delegelerimizin ve millet iradesinin emrettiği şekliyle yol arkadaşım Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’ndaki CHP’dir. Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür. Muhalefet kriz yaşamıyor, Erdoğan muhalefete darbe yapıyor. Bu milletin kimseye eğecek boynu yoktur. Milletin diliyle, ruhuyla ve iradesiyle o yolu yapar ve iktidara koşarız."
BAHÇELİ'YE TEPKİ: HİÇBİR ANLAMI YOK
İmamoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin CHP'ye kurultay için tarih önermesine de tepki gösterirken Bahçeli'yi şu ifadelerle eleştirdi:
"Cumhuriyet Halk Partisi’nin yol haritasını yalnızca partililerimiz belirler. Ne iktidar odaklarının ne de iktidarın kayyımlığını yapan ve kurultayımızı engelleyenlerin partimiz üzerine söylediği sözlerin bir kıymeti yoktur. Hukuk zaten kurultayı emretmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuku yerle bir edilmiştir. Yüreği yeten devletin hukukuna sahip çıkar, sözünden de sakınmaz ve geri adım atmaz. Bugün Türkiye’nin geleceğinin önünde duran tek engel var. Eğer bu engelden rahatsızlarsa ortaya çıksınlar ve bizim yıllardır yaptığımız gibi ellerini taşın altına koysunlar. Yok, cesaretleri ve güçleri yetmiyorsa milletin gündeminden çıksınlar. Milletimiz de partimiz de zaten gereğini yapacaktır. Ortaya karışık, ne olduğu belli olmayan ve hiçbir işe yaramayan sözlerin Türkiye’de demokrasiyi bitirme aşamasına gelmiş bir iktidar ortamında hiçbir anlamı yoktur."
"SON ÇİVİYİ ÇAKMA GİRİŞİMİ"
Yaşananların 'CHP'nin iç meselesi' olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu "Ne CHP’nin iç meselesi? Bu saray darbesidir!" dedikten sonra Türkiye'de seçimli demokrasinin tehdit altında olduğunu söyledi:
"Bugün Türkiye’de yaşanan şey, doğrudan seçimli demokrasinin geleceğiyle ilgilidir. Seçim yapıyorsun tanımıyor. Kurultay yapıyorsun tanımıyor. İstinaf Mahkemesi kararıyla bizim partimizin başına o kayyımı atıyor. YSK ise kendini inkâr ediyor. Bakınız YSK’nın bu tutumu çok büyük bir tehdittir. Tümüyle demokrasiyi yok edenlerin hazırladığı tabuta son çiviyi çakma girişimidir."
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" YORUMU
İmamoğlu, iktidarın 'terörsüz Türkiye' adını verdiği süreçteki umudun Erdoğan'ın kişisel ikbali için 'yok edildiğini' belirtti ve şunları kaydetti:
"Gerçekten çok üzgünüm. Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefi, milletin barış içinde ve huzurlu bir Türkiye umudu bizzat Erdoğan tarafından yok ediliyor. Sayın Pervin Buldan’ı, çabasını büyük bir saygıyla karşılıyorum. Fakat bu ülkenin başı, milletin kaderi için böylesine önemli bir süreci sabote etmek için elinden geleni yapıyor. Milletin ve siyasetin ilmek ilmek inşa ettiği barış umudunu milletin tepesine indirdiği balyozlarla yıkmaya çalışıyor.
'YENİDEN BU MİLLETİN EVLATLARININ KANINA GİRMENİN HESABINI YAPIYOR'
Hazırlayalım, biz de destek verelim ve çıkaralım yasayı. Fakat demokrasi elden gittikten sonra, hukuk ayaklar altına alındıktan sonra hangi barış, hangi huzur, hangi yasa diye sormayacak mı bu millet? Bütün gözler görüyor, fakat diller susuyor. Erdoğan hâlâ 'Kürt anasını görmesin” zihniyetiyle iş yapıyor. Hatta aynı zamanda 'Türk gün yüzü görmesin' zihniyetiyle yol yürüyor. Açık açık söylüyorum: Seçimlere kadar süreci devam ettirip, her türlü hukuksuzlukla seçimleri kazanıp, süreci bitirmenin ve yeniden bu milletin evlatlarının kanına girmenin hesabını yapıyor."