Cemil Kaya: Trabzon şehri Mehmet Ali Yılmaz’ın kıymetini bilemedi
Yayın Tarihi: 10.05.2023 - 13:23 | Güncelleme Tarihi: 10.05.2023 - 13:09
1996-2000 yılları arasında Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın yönetiminde yer alan Cemil Kaya, Trabzonspor’un dününü, bugününü ve geleceğini Karadeniz’e değerlendirdi.
“Şampiyon olan takıma tam 13 yeni isim katıldı. Şimdi bu oyuncuları göndermek için uğraşıyoruz. Oyunculara ödenen fahiş rakamların yanı sıra, menajerlere de yüzbinlerce Euro’lar veriliyor. Yani menajerleri zengin ediyoruz. O zaman insanların aklına şu geliyor: Birileri bu menajerlerle ortak mı çalışıyor?..”
ONURSAL Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın 1996-2000 yılları arasındaki yönetiminde yer alan Cemil Kaya ile geçmişe bir yolculuk yaptık. Cemil Kaya o günleri anlatırken, sanki yeniden yaşar gibiydi. Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın Trabzonspor’un başarılı olması için çok büyük fedakarlıklar yaptığına dikkati çeken Cemil Kaya, “O diğer başkanlar gibi alan değil, hep veren kişi oldu” dedi. İşte Cemil Kaya ile yaptığımız o sohbetten aklımızda kalanlar:
TRABZONSPOR UZUN YILLAR 96’NIN SENDROMUNU YAŞADI
Bana göre 96 sendromu yaşandıktan sonra Trabzon ölüm şehrine döndü. Şehir bu travmayı günlerce, aylarca üzerinden atamadı. Hem psikolojik hem de ekonomik anlamda çökmüştü. Bir yönetim değişimi olacaktı. Trabzon şehrinin Trabzonspor’un etrafında birleşememesi ondan sonra yaşanan başarısızlıklarını ana temel nedeni oldu. 96’daki o yaşanan çok kötü sendromdan sonra Trabzon üzerinde emeği olanlar, eski başkanlar, eski idarecilerin birliktelik oluşturması lazımdı. Bu oluşturulamadı. Trabzonspor tarihinde; 1985’e kadar gelenler ‘Trabzonspor’a ne katarım’ diye gelirken, 85 sonrasındaki yönetimin ‘Trabzonspor’dan ne alırım’ mantığı vardı. Rahmetli hocalarımızın, idarecilerin çok farklı bir düşünce tarzı vardı. Trabzonspor hep alınma noktası olarak görüldü. Bu özellikle 96’dan sonra daha da çok belirginleşti. Mehmet Ali Yılmaz Trabzon şehrine ve Trabzonspor’a çok şey vermesine rağmen, şehir Mehmet Ali Yılmaz’ın değerini bilemedi. Bizim Trabzon şehrinin ve insanının ilginç bir özelliği var. Ben bunu şöyle değerlendiriyorum; Örneğin iyi giyinmek isteriz ancak iyi giyineni sevmeyiz. Zengin olmak isteriz ama zengini sevmeyiz. Biz de öyle bir hasetlik var. Örneğin 5 yıllık yöneticilik sürecimde birçok şeye şahit oldum. Bir sonraki akşam maçımız var. Bir önceki akşam yönetim dışındakilerin futbolcularla gece 12’de 1’de görüşmeler yaptığını tespit ettim. Hata yapmadık mı? Hata yaptık. Şampiyonluğu çok istedik. Zaman zaman plansız hareket ettik. Yanlış yönlendirmelerin kurbanı olduk. Mehmet Ali Yılmaz’ın şöyle bir yönetim tarzı vardı. ‘Siz iyisini bulun getirin para önemli değil’ derdi. Şehir içerisindeki bütünleşmeyi sağlayamadık. Kaybedilen o şampiyonluğu ben buna bağlıyorum. 96 yılında büyük travmanın yaşandığı, şampiyonluğun kaçtığı sezon yönetici değildim ancak arkadaşlarımızla birlikte İstanbul’dan Rize’ye gittik. Amacımız Fenerbahçe’yi gözlemlemekti. Yanımda rahmetli Salih Alparslan ve yine iyi bir Trabzonlu rahmetli doktor Kaya Çilingiroğlu vardı. Fenerbahçe Başkanı Ali Şen’in şu konuşmasına tanık oldum; Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz ile telefonda konuşuyordu. “Ben bu şartlarda Trabzon’a takımı götürmem, orada oynatmam’ diyordu. Rahmetli Mesut Yılmaz’ın dediklerini duymadım ancak Ali Şen’in ‘Sizin sözleriniz benim için teminattır’ dediği kulaklarımla işittim. O sırada kafasına darbe aldığı söylenen Aygün yanımızdan geçiyordu. Doktor Kaya Çilingiroğlu ‘Gel bakayım oğlum durumun nedir’ dedi ve kafasında sargıyı çıkardı. Gördüğümüz manzara hepimizi şoke etti. Üstünde kan olan sargının altında sadece toplu iğne başı gibi bir çizik vardı. Öyle kafa yarılması gibi bir şey yoktu. O günleri unutmak mümkün değil elbet. Demek ki o dönemdeki devleti yönetenler Trabzonspor’un şampiyon olmasını istemiyordu. ‘Trabzon dinamiklerinin derhal bu gece toplanarak kamuoyu oluşturması lazım’ dedik. Ancak olmadı. Trabzonspor’un o dönem Fenerbahçe karşısında sahaya çıkan 11 oyuncusunun 11’i de milli takımlarda forma giyiyordu. Trabzon’u ablukaya aldılar. Erzurum’dan İstanbul’dan polis çağırdılar. Rahmetli Şadan Kalkavan abiyi çok severim. Bize tribünde ‘Şampiyonluğunuz hayırlı olsun, bizim bu maçı almamız mümkün değil’ dedi ancak biz o gün maçı kaybettik ve sonrasında da büyük acılar yaşandı şehirde. Birleşmemiz gerekirken büyük bir ayrımcılık yaşandı.

2000’Lİ YILLARDA ŞEHİRDE AYRIMCILIK ARTMIŞTI
Mehmet Ali Yılmaz Başkan’la kulübü devraldığımızda 11 futbolcusu da milli olan ancak büyük bir yıkım içinde olan futbolcular topluluğu vardı. Zaten birçoğu da ayrıldı gitti. Bizim dönemimizde çok iyi transferler yaptık. Ancak öyle şanssız maçlar oynandı ki Dobi Hasan kale çizgisi içinden topu ağlara gönderemedi, bir şampiyonluk daha kaçtı. Bu süreç içinde içerisinde Mehmet Ali Yılmaz ruh olarak sevgi olarak Trabzonspor’un şampiyonluğu için ne yapılması gerekiyorsa her şeyi yaptı. Şehirde ayrımcılık arttı. 2000 yılında, bizler şu şehrin evladı değilmişiz gibi karşı cephe oluşturuldu ve yönetimsel değişiklik yaşandı. Şehir; sosyal, siyasi ve ekonomik olarak Trabzonspor’un etrafında bir araya gelemeyince başarı da gelmedi. Bu insanların bir arada olamaması şampiyon olmamıza engelledi.
ÖZE DÖNÜŞ ŞAMPİYONLUĞU GETİRDİ
Aslında, Trabzonspor’un çok daha öncesinde şampiyon olması gerekirdi. Abdullah, Ogün, Tolunay, Şota, Arçil’in olduğu dönem, takım çok iyiydi. Ancak dışarıdan bizi rahat bırakmadılar. Bu dönemlerde şampiyonluk, kısır çekişmeler nedeniyle gelmedi. Geçtiğimiz yıl gelen şampiyonluğun temelleri yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle öze dönüşle oldu. Hayrettin Hacısalihoğlu, teknik direktör Ünal Karaman, büyük bir şans oldu. Camianın uzun bir süre şampiyonluk görememesi nedeniyle Ahmet Ağaoğlu ve yönetimine kredi vermesi, şampiyonluğun ilk temellerinin atılmasına neden oldu. Başarı daha erken olabilirdi ancak siyaset kulübün içine öylesine girmişti ki, Ünal Karaman gibi bir idealist isim küstürüldü ve gönderildi. Eğer Ünal, siyasete biat etse takımın başında kalabilirdi. Ancak büyük bir karakter örneği gösterip siyasete biat etmedi ve Trabzonspor’dan gönderildi. Sonrasında Abdullah Avcı’nın gelişi, şehrin tüm dinamiklerinin tek vücut olması şampiyonluğu getirdi.
MENAJERLERLE ORTAK ÇALIŞANLAR MI VAR?
Trabzonspor’un kötü yönetilmesi elbette bundan başrol oynadı. Oysa tutulmaya hazır tonlarca balık varken, biz bunu becerip ağlarımıza koyamadık. 13 transfer yapıldı, milyonlarca lira çöpe atıldı. 2 liralık futbolcuya 4 lira verip, açığı daha da büyüktük. Alınan futbolcuların menajerlerine ödenen paraları duydukça hem kızıyoruz hem de ‘acaba birileri bu işten kendine çıkar mı sağlıyor?’ demekten kendimizi alamıyoruz. Kulübün 2 milyar TL olan borcu 4,5 milyara çıktı. Trabzonspor’un borçları 2 kat arttı ve şu anki kötü tablo adeta bir miras oldu. Mevcut başkan cebinden paralar ödüyor. Elbette bunu yaparak sıkıntıları belki de Trabzonspor’un FIFA’dan UEFA’dan ceza almasını önlüyor ancak ödediği paraları bir şekilde geri isteyecek. Yani bu paraları hibe etmemiş, borç olarak vermiş. İş nereye geldi? Bir evin içerisinde başarısızlık varsa onda annenin de babanın da suçu var. Kongre kararı alıyorsun, neden aldın? Trabzonspor’un yıllarca alacağı paralara ipotek koymuşsun. Yine aynı yönetimde başarısız olmuş başkan ve yardımcısı yeniden aday oluyor. Başkan baskılar neticesinde vazgeçiyor. Başkan yardımcısı başkan oluyor. Çok yanlış. Trabzonspor’u idare etmeye sevdalı insanlar, borçtan dolayı geri gitmek zorunda kaldı. Trabzonspor tek adamla yönetiliyor. Ortak akılı kulübün dışına çıktı. Tek akıl Trabzonspor masasına oturdu.
TRABZONSPOR SİYASET ÜSTÜDÜR
Trabzonspor’un bu duruma düşmesinin ana nedeni bence siyasettir. Trabzonspor başkanı otobüsün üzerine çıkıp da bir taraf olabilir mi? Bu nasıl bir şeydir? Trabzonspor partiler üstüdür. Her partiden destekçisi olan bir takımdır. Siz bunun içine şahsi menfaatiniz için partiyi takım içerisine nasıl koyarsınız? Bu Trabzonspor’a zarar verir. Trabzonspor’un siyasetin parasına ve aklına ihtiyacı yok. Trabzonspor öyle bir kumpasa sokulmuş ki insanları korkuyor.
KORKTUKLARI İÇİN EKREM İMAMOĞLU’NU TEBRİK EDEMEDİLER
Ekrem İmamoğlu bu şehrin önemli bir değeridir. Dünya şehirlerin en önemlisinde, İstanbul’da belediye başkanlığı yapıyor. Bu bölge için nimet olan birisi. Siyaseten korkularından dolayı tebrik edemediler. Ekrem İmamoğlu bu şehrin en önemli değeridir.
GEREKLİ PLANLAMALAR YAPILMAZSA BORÇ ARTAR
Her sıkıntının mutlaka bir çözümü vardır. Mesele şu; ortak akıl. Trabzonspor ortak aklını temin ederseniz, sıkıntı ne kadar büyük olursa olsun çözülebilir. Bu borç gerekli planlamalar yapılmazsa artar. Trabzonspor ya tabelayı asar ya da bir başka yabancının elinde ticaret kulübü olur. Dilimiz varmıyor ancak ya Katarlılar alır ya da Arapların eline geçer kulüp.
TRABZONSPOR’UN BORCU ÖDEYECEK POTANSİYELİ VAR
Bu borç yüküne Trabzonspor’u kim getirdi? Mevcut olan isimler getirdi. Sen şirketini böyle mi idare ediyorsun? Gelirlerini giderleri hesaplarsın. Siz ne yaptınız? Sürekli yanlış politikalarla borcu artırdınız. Trabzonspor’un bu borçları ödeyecek potansiyeli var. Her zaman dediğim gibi ortak akıl, ortak akıl. Ertuğrul bey başkan yardımcısı idi, şuan başkan oldu. Trabzonspor Kulübü için ortak akıl oluşturulursa bu takıma faydası olur. Bunları yaptırmazsa o da bir güne kaçar gider buradan. Her insan aklının idare edebileceği ekonomi standardı var. Benim aklım 100 TL idare eder, sizin aklınız 200 TL akıl eder. Büyük paraları idare edecek isimler vardır. Trabzonspor’un bunları bulup bunlardan istifade etmesi gerekir. Yani, ortak akıl işi bilen, bu işin profesyonelleridir…

Karadeniz Gazetesi’ni ziyaret eden Cemil Kaya, Yayın Koordinatörümüz Mirac Özağcı ve Spor Koordinatörümüz Nihat Erence ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Geçmiş dönemde yöneticilerin tek amacının Trabzonspor’da faydalı olmak olduğunu dile getiren Cemil Kaya, “Son dönem maalesef yönetici olanlar, buranın ismini kullanıp kendilerine çıkar sağlamanın planlarını yapıyor” dedi.
Haber: İsmail DÜZGÜN
Muhabir/Editör:Hamdi Usta