SON DAKİKA
SON DAKİKA
Ekonomiye kredili makyaj
1.08.2021

“En kötü gerçek, en güzel yalandan iyidir” felsefesinin, özellikle ekonomi alanında en iyi takipçilerinden olan İbrahim Kahveci’nin Karar Gazetesi’ndeki, “Rakamlar yalan söylemez” babından satırlara döktüğü “Ya kredi makyajı akarsa”  yazısı okuyup anlayanları; “Nereye gidiyoruz?” sorusuna kapkara bir cevap bulmaya getiriyor.

Makyaj ile allanan pullanan kocakarı misali yapılan ekonomi de akarsa ne olacağını yazmaya gerek var mı?

İbrahim Kahveci’nin iki cümlesi nereden nereye geldiğimizin mi; yoksa nereye göçtüğümüzün mü ifadesidir? Değerlendirmeyi siz yapın.

*

”2003 başında Kredi/GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) oranı sadece %13,5.

Bugün durum ne? Yıllık bazda, yani 2020 sonunda 165,6 milyar dolar döviz kredisi ve 2 trilyon 354 milyar lira da TL kredisi olmak üzere, toplam kredi büyüklüğü 3 trilyon 576 milyar liraya çıkmış oldu.

2020 sonunda Kredi/GSYH oranı artık %70,8’e ulaşmıştır.

Kısaca ekonomik değerimizin büyük kısmı kredi şişirmesinden geliyor.  Tabiri caiz ise, ekonomide kredi dışında bir çözüm üretemeyen yönetim anlayışımız olmuş.”

 

ANADOLU ŞEHİT OLUYOR…


Anadolu’da “Ateş düştüğü yeri yakar” denildiğinde ilk aklımıza gelen şehitlerimiz olurdu.

Şimdi ise Anadolu topraklarının dimdik ağaç evlatları şehit oluyor?

Oluyor mu, ediliyor mu?

Bunu konuşmayı bırakın, düşünmek bile ne kadar acı verici, değil mi?

Ne hale geldik? Nerelere geldik? Ne günlere kaldık?

 

DORUKHAN GELİR, PARMAK GİDER!

Gider ise Trabzonlu olmanın ve Trabzonsporluluğun köküne kibrit suyu dökülmesine ramak kalmış demektir.

Gerisi için fazla söze gerek bile yok!

 

YERLEŞİK MÜLTECİ TÜRKLER…


Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı “Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kimse, sığınık” mültecinin.

Tarihin sayfalarına göz atıldığında mülteci olmayan halk, millet yok gibi…

Küçük istisnaların dışında Türk milleti hariç!

Ama önce Irak, sonra Suriye, şimdi de Afgan mültecilerinin akınına maruz bırakılan Türkiye’de yakında Türkler birçok şehirde “Yerleşik Mülteci” olarak adlandırılırlar ise şaşırılmasın!

 

GERÇEĞİ GÖREMEMEK!


Hiç uzatmaya gerek yok!

Mustafa Kemal Atatürk, “…gaflet, dalâlet, hatta hıyanet içinde” diyerek net bir şekilde işaretlemiş olsa da, “gözleri var görmez, kulakları var işitmez, akılları var anlamaz” denilenleri Ziya Paşa çok güzel tarif eylemiş:
“Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzârinde.”

Açıklaması: Birçok acemi müneccim, gökte yeni yıldızlar keşfedeyim derken gaflete dalarak yollarının üzerindeki kuyuyu görmez.

Yorum Yap


550

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Ticari Ve Sınai Ürünler Pazarlama Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ‘dir.

Giriş Yap