Trabzon’un “Balıkçı Azize”si 18 yıldır babasının mesleğini yaşatıyor
Yayın Tarihi: 06.11.2026 - 10:51
Trabzon’un Of ilçesinde 18 yıldır balıkçılık yapan Mehtap İhtiyar, babasından miras kalan mesleği sürdürüyor. “Balıkçı Azize” olarak tanınan İhtiyar, Türkiye’nin dört bir yanına balık gönderiyor.
Trabzon’un Of ilçesinde yaşayan Mehtap İhtiyar, yaklaşık 18 yıldır sürdürdüğü balıkçılık mesleğiyle hem babasının hatırasını yaşatıyor hem de kadınların her sektörde başarılı olabileceğini gösteriyor. Muhasebe işini bırakarak babasından devraldığı mesleğe yönelen İhtiyar, işlettiği restoran ve balık satışının yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanına gönderdiği taze balıklarla da dikkat çekiyor. Çevresindekilerin ünlü Yeşilçam filmi *Karagözlüm*de Türkan Şoray’ın canlandırdığı Azize karakterine benzettiği İhtiyar, artık “Balıkçı Azize” olarak tanınıyor.
Babasının mesleğini yaşatmak için muhasebeyi bıraktı
Balıkçılıkla çocukluk yıllarından itibaren iç içe büyüyen Mehtap İhtiyar, mesleğin inceliklerini babası Fuat İhtiyar’dan öğrendi. Of’un eski ve tanınmış balıkçılarından olan babasının 58 yıl boyunca sürdürdüğü mesleği devralan İhtiyar, onun adını yaşatabilmek amacıyla yaklaşık 18 yıl önce balıkçılığa başladı.
Daha önce muhasebe alanında çalışan İhtiyar, babasının vefatının ardından aile mesleğini devam ettirmeyi tercih etti. Bugün hem restoran işletmeciliği yapan hem de balık satışıyla uğraşan İhtiyar, kadın olarak balıkçılık sektöründe yer almaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtiyor.
Mesleğin fiziksel açıdan oldukça yorucu olduğunu anlatan İhtiyar, özellikle sabahın erken saatlerinde ağır balık kasalarını taşımanın kolay olmadığını ancak işini severek yaptığı için zorlukların üstesinden geldiğini ifade ediyor.
Of’ta “Balıkçı Azize” olarak tanınıyor
Çevresindekilerin kendisini Türkan Şoray’ın Karagözlüm filmindeki Azize karakterine benzettiğini söyleyen Mehtap İhtiyar, bu yakıştırmadan memnun olduğunu dile getiriyor.
İnsanların kendisine zaman zaman “Azizemiz” diye seslendiğini belirten İhtiyar, “Beni Karagözlüm filmindeki Azize'ye çok benzetenler var. İşimi severek yapıyorum. Kendimi böyle bir potansiyelle ortaya çıkarmak istemedim ancak dışarıdan bakanlar bana ‘Balıkçı Azize’ diyor. Ben de bunu güzel bir yakıştırma olarak görüyorum” sözleriyle duygularını anlatıyor.
İlk dönemlerde kadın olarak balıkçılık sektöründe bulunmanın bazı zorluklarını yaşadığını belirten İhtiyar, zamanla işini başarıyla yürüttüğünü ve çevresinden gelen tepkilere alıştığını söylüyor. Karadeniz'de hem restoran işleten hem de balık satışı yapan kadınların sayısının az olduğunu düşündüğünü ifade eden İhtiyar, bu alanda daha fazla kadının yer almasını istiyor.
Babasının müşterileri kızını tercih etmeye devam ediyor
Mehtap İhtiyar’ın babasından devraldığı en önemli miraslardan biri de yıllar içinde kurulan müşteri güveni. Babasının vefatının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen eski müşterilerin kendisini tercih etmeyi sürdürdüğünü belirten İhtiyar, bu durumun kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söylüyor.
Babasından balık alışverişi yapan müşterilerin kendisine, “Sen bize onun yadigârısın” demesiyle mesleğe daha sıkı sarıldığını anlatan İhtiyar, babasının yıllar boyunca kazandığı güveni korumaya çalışıyor.
İşini yalnızca Trabzon ve çevresiyle sınırlı tutmayan kadın girişimci, Türkiye’nin farklı şehirlerine balık gönderiyor. Sosyal medya üzerinden de müşterilerine ulaşan İhtiyar, tezgâhına günlük ve taze olarak koyduğu balıkları ülkenin dört bir yanına ulaştırıyor. Özellikle balığa erişimin zor olduğu bölgelere ulaşmak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtiyor.
Bu yıl palamut sezonunun bereketli geçtiğini ve müşterilerin ağırlıklı olarak sezon balıklarını tercih ettiğini kaydeden İhtiyar, üç erkek kardeşinden birinin de balıkçılık mesleğini sürdürdüğünü, böylece aile geleneğinin devam ettiğini ifade ediyor.
Babasının 58 yıllık emeğini ve kendisine bıraktığı meslek mirasını yaşatmaya devam eden Mehtap İhtiyar, Of’ta yalnızca balıkçılığıyla değil, azmi ve girişimci ruhuyla da örnek oluyor. Onun hikâyesi, bir mesleğin kuşaktan kuşağa aktarılmasının ötesinde, aile hatırasının emekle nasıl yaşatılabileceğini de gözler önüne seriyor.