Trabzon’da basın mensuplarıyla bir araya gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı, Karadenizgazete.com.tr olarak biz de takip ettik.
Ali Babacan, teşkilat buluşmasının ardından basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı; Türkiye ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Babacan’ın genel itibarıyla yerli ve milli bir çizgi çizmesi dikkatlerden kaçmadı.
2023 yılında İHA ve SİHA’lar hakkında yaptığı açıklamalar oldukça tepki çeken Babacan’ın, 2026 yılında Trabzon’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ile yerli ve milli savunma sanayisini öven sözleri de dikkat çekti.
Parti genel başkan yardımcılarındaki büyük değişim ve liberal ile sol geçmişe sahip parti yöneticilerinin birer birer ayrılmasıyla DEVA Partisi’nin de ciddi bir kabuk değişimine girdiğini söylemek mümkün.
Benim gözlemlediğim kadarıyla Ali Babacan, artık daha milliyetçi söylemlerle ve daha milli vurgularla merkez sağdaki yerini sağlamlaştırmanın peşinde olacak.
Yola çıktığında gençlerin ve Türkiye’nin partisi olma mottosuyla hareket eden partinin, bugün biraz daha merkez sağda konumlanma yoluna gittiğini söylemek mümkün.
Zaten bugün ortak hareket edilmesi düşünülen partilerin tamamı da bu çizgide konumlanmış durumda. Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Gelecek Partisi ve Anahtar Partisi’nin siyasi görüşleri ortada.
İMAMOĞLU ÇIKIŞI DİKKAT ÇEKTİ
Ali Babacan’a bir basın mensubu arkadaşımız, bugün başlayacak Ekrem İmamoğlu davası hakkında ne düşündüğünü sordu. Babacan ise şu ifadeleri kullandı:
“4-5 ayrı konuyu paket yapıp bir anda gözaltı ve tutuklama yapılmasını yanlış buluyoruz. Diplomayı akşam iptal edip sabahına tutuklamak konusunda bir sorun olduğunu, burada siyasi bir amaç bulunduğunu söylüyoruz. Ancak dava konularında tanıklar var, bunların aydınlatılması lazım. Temiz ve iyi niyetli belediye başkanlarının sorun yaşamaması için tüm hazırlıklarımızı yapmış durumdayız. Umarız Türkiye’de hedef temiz belediyecilik olur ve hiçbir seçilmiş belediye başkanının yerine haksız atama yapılmaz.” ifadelerini kullandı
DEVA PARTİSİ’NİN KÜSKÜN TEŞKİLATLARI İÇİN SORDUM
Evet, bugün bir basın kuruluşunun temsilcisi ama aynı zamanda eski bir DEVA Partisi iletişimcisi olarak, teşkilatların söyleyemediği ve Ali Babacan’a iletmek istediği o soruyu sordum.
Ali Babacan’a şu soruyu yönelttim:
“Sayın Genel Başkan, zor bir seçim geçirdiniz. Muhalefet bloğu seçim sonrasında milletvekillerini, belediye başkanlarını, genel başkan yardımcılarını ve il başkanlarını kaybetti. Buna bağımsız girip muhalefetin kazandırdığı bağımsız belediye başkanlarını da katıyorum. Türkiye siyaseti, bazı hatalar nedeniyle ciddi biçimde iki partili bir döneme evrildi. Size sorum şu: Bugün bir öz eleştiri yaparsanız, seçim gününe döndüğünüzde ‘Keşke şunu yapmasaydık’ ya da ‘Şunu yanlış yaptık’ dediğiniz bir şey var mı?”
Ali Babacan, gerçekten de siyasi bir cevap vermeye çalışsa da içinden geçenleri söylemeden edemedi. Siyasi cevap kısmıyla sizleri yormak istemiyorum; ancak gönlünden geçen kısmı elimden geldiğince aktarmak isterim.
Babacan şu ifadeleri kullandı:
“Hatalarımızın farkındayız. Yeni bir partiydik ve verdiğimiz bazı kararlar özellikle teşkilatlarımıza ciddi zararlar verdi. Bu kararların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılır ama günün sonunda biz bunu milletimiz için yaptık dedik ve sineye çektik.” dedi.
Bugün baktığımızda DEVA Partisi 15 milletvekili aldı; ancak Meclis’te söz hakkına ciddi biçimde sahip olamadı. Bir zamanlar ciddi bir renk çeşitliliği barındıran parti teşkilatını da büyük ölçüde kaybetti. Yola çıktığı genel başkan yardımcılarının, kurucular kurulu üyelerinin ve il başkanlarının büyük çoğunluğu artık partide değil.
Elbette siyaset sonuç odaklı bir alan ve seçim süreci en çok, üçüncü bir yol arayan yeni partilere zarar verdi.
Kazanan onlar gibi görünse de aslında tablo pek de öyle olmadı.
Bu da nacizane benim görüşümdür: 39 milletvekilinin bedeli, yeni partiler için genç ve yeni yüzlerini kaybetmek; insan gücünü iktidar ve ana muhalefete kaptırmak oldu.
Yıpranmış iktidar ve ana muhalefet ise bu partilerin isimleriyle kadrolarını yeniledi ve güçlendi.
Herkes süreci farklı okuyabilir; ancak benim görüşüm bu yönde.
Sizlerin görüşleri de benim için önemli. Sosyal medyadan düşüncelerinizi paylaşırsanız onları da okumak isterim.