SON DAKİKA
SON DAKİKA


Sen denize, dereye tecavüz edersen!
17.08.2021

Felaket üzerine felaket…

Acı üzerine acı yaşanıyor…

Fakat hiç ama hiç ders almıyoruz.

Bir gün, üç gün acılarla yaşıyor, nedenlerini soruşturuyor, gerçeklerle yüzleşiyor, sonrasında bir dahaki felaket gelene kadar unutuyoruz.

Hep öyle olmadı mı?

Çok güzel bir söz vardır:

Hayatımızda işlediğimiz hataların çoğu, düşünmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde düşünmekten ileri gelmektedir. (John Colbins)

Yaptığımız bütün hataların altyapısı işte bu sözdür.

Yakın tarihimiz sel felaketleriyle dolu!

Özellikle Karadeniz Bölgesi’nin doğusunda ve batısında sürekli yaşanan büyük felaketlerde yüzlerce insanımızı kaybettik.

İşte son örneğini Bartın, Sinop ve Kastamonu’da yaşıyoruz…

Evet, bir yılda yağmayan yağmur neredeyse bir günde yağdı!

Fakat felaket neden insanlarımızın böylesine can ve mal kayıplarına neden oldu?

Suçluyuz arkadaş!

Çünkü devlet kurumlarının denetleme zafiyetinde olması, belediyelerin her türlü yapılaşmaya izi vermesi ve vatandaş olarak doğaya meydan okuyan kaçak yapı alışkanlıklarımızla…

Suçluyuz arkadaş!

Topu kimse birbirine atmasın…

Doğa intikam alıyor…

Dereler isyan ediyor…

Denizler dolgu tecavüzü ile “Yeter doymadınız mı?” diye haykırıyor…

Trabzon yakın tarihte bunu yaşamadı mı?

Beşköy’de yaşanan seldeki can kayıplarını, Akçaabat merkezli seldeki felaketin acısını hissetmedik mi?

Peki ders alındı mı?

Dere yatakları ıslah oldu mu?

Değirmendere vadisi ne halde!

Bir şey olmaz demek mümkün mü?

Denizler, dereler hakkını alıyor bir gün!

Sıkıştırırsan, doldurursan, yok edersen onlar da işte böyle isyan ediyor…

Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan büyük felaket neden ve nasıl oldu?

Allah’tan geldi evet…

Amma velakin ya tedbir!

“Sen tedbirini al takdiri Allaha bırak” sözü boşuna mı denilmiş…

Var mı tedbir!

 

Bakın bir bilim insanı çok çarpıcı bir analiz yapmış…

Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, Bozkurt’taki felakete ilişkin sosyal medyada çarpıcı bir grafik yayınladı.

Çok ama çok çarpıcı…

Sadece bu felaket için değil bundan sonra gelebilecek felaketleri önleyebilmek ve tedbir alabilmek için önemli…

Resmen ders…

Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş’ı dinleyelim mi? 

Ezine Çayı’nda selin nasıl afete dönüştüğünü anlatıyor Demirtaş…

 “Taşkınovası yatak genişliği 400 metre, daraltılmış güncel yatak genişliği 15 metre, su tırmanma yüksekliği 7-10 metre.

 400 metre genişlikteki yatağı 15 metre genişliğindeki yatağa hapsedersek, su da 7-10 metre yükselir, sonuç afet olur.

 Yani anlayacağınız suçu boşu boşuna metrekareye düşen 300-400 kg yağışa atmayalım. Suçlu doğrudan dere yatağını 400 metreden 15 metreye daraltan ve dere yatağını imara ve yapılaşmaya açan insanoğlunun ta kendisi.”