SON DAKİKA
SON DAKİKA
Suriye
3.03.2020

Öncelikle Suriye neresi onu anlamak lazım! Fırat ve Dicle arasında kalan medeniyetler beşiği, ilk devletlerin kurulduğu, yazının ilk kullanıldığı kadim ve verimli topraklara sahip, tarihte Mezopotamya adıyla anılan, yeraltı zenginliklerine de sahip bir coğrafyanın içindedir. Suriye’de yaşanan rejim krizi nedeniyle oluşan karmaşa ve boşluk, başta süper devletler olmak üzere, Avrupa ve Arap dünyasının ilgisini buraya çekmiştir.

 

Orta doğu olarak da bilinen coğrafyanın da tam ortasında bulunan Suriye, Akdeniz’e olan kıyısıyla da sıcak denizlere açılan alternatif bir kapıdır. Bunun yanında bölgenin en önemli coğrafi konumunda yer alan Türkiye’nin, jeopolitik, jeostratejik ve ekostratejik pozisyonu bu ilgiyi artırmaktadır. İşte Türkiye’nin stratejik konumunu aşamayanlar, ikinci çıkış kapısı olarak gördükleri Suriye üzerinde derin hesaplar yaparak parsadan pay kapmak için üşüşüyorlar. Bir taraf bölgede hakimiyet kurarak orta doğu ve uzak doğu hedefleri için Suriye’ye yerleşmek isterken, diğer bir tarafta sıcak denizlere çıkış kapısı olarak bölgede var olmak istiyor. Bunu doğrudan ya da açıktan yapamadıkları için taşeron aktörleri devreye sokarak kaos ve korkuyla, terör eliyle yapıyorlar. Asla gerçekleşmeyecek hayaller kurdurarak başta Esed olmak üzere, bölge azınlıklarını kışkırtıyorlar. Özde hepsi Müslüman olan bölge halklarını; Türkmen, Kürt, Arap ayrımcılığına tabi tutarak birbirlerine karşı kullanıyorlar. Kurguladıkları DAEŞ, PKK, PYD, SYD v.s. örgütlerini besleyip, destekleyerek kaosu sürdürüyorlar. Suriye devletini de kendi halkına düşman ederek istediklerine kısmen de olsa ulaştılar. Şu anda uzak yakın birçok devletin çıkar ve fayda sağlamaya çalıştığı bu topraklarda adeta bir satranç oynanıyor. Hedef; başta Suriye olmak üzere, Türkiye’yi de içine alan bu coğrafyayı yeniden dizayn etmek.

 

Ancak unuttukları ve göz ardı ettikleri en büyük unsur, bölgede Türkiye’nin varlığıdır. Türkiye’nin en uzun sınıra sahip komşusu olan Suriye’deki her gelişme en fazla Türkiye’yi etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Burada oluşan kaosun ve terörün en fazla zararını Türkiye görmüş/görmektedir. Eğer Suriye’de bir adım atılacaksa öncelik Türkiye’nindir. Bugün Suriye’de kaostan kaçan resmi rakamlara göre 4 milyonun üzerinde Suriyeli göçmen vardır. Bunun yanında Türkiye’ye yönelik terör faaliyetleri artmıştır. Yıllardır bu yükü tek başına çeken Türkiye, tüm uyarılarına ve çağrılarına rağmen dünyadan destek görememiştir.

 

Zaten amaçlardan biri de Türkiye’yi yıpratmak ve zayıflatmak değil miydi? İşte süreci bu zamana kadar en iyi şekilde kontrol altında tutan ve yeterli süreyi dünyaya veren Türkiye’nin de sabrının bir sınırı vardı. Terörist unsurların hakim olduğu ve olası bir Kürt Devleti kurulması ihtimaline karşı, bölgenin huzur ve güveninin sağlanması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, göçmenlerin güven içinde geri dönebilmesi için Suriye’nin kuzeyinde başlatılan ve devam eden barış harekatları tüm dünyanın hayret verici itirazlarına rağmen başarıyla sürüyor. Herkes bölgede bir şeyleri kapabilmek adına ya da bölgede güçlenen bir Türkiye olmasını istemediklerinden çeşitli hamleler yapıyor/yapmaya çalışıyor. Türkiye’nin yaptığı her doğru hamlenin karşısında nyaşadıkları büyük şaşkınlıklar ise yanlış hamleleri ardı ardına getiriyor. İnsani ve zulüm karşıtı bir hareketi savaş ve işgal tanımlamalarıyla lekelemek, savaşa dönüştürmek istiyorlar. Üstelik yanlış yaptıklarını bile bile. Bunu tezat açıklamalarından ve yaptıkları açıklamaları yerine getirmekten imtina etmelerinden, birbirlerine düşmelerinden anlamak mümkün.

 

Türkiye, ABD’ye, AB’ye, Arap Birliği’ne rağmen kararlı ve dik yürüyüşünü sürdürüyor/sürdürecek. Suriye’de barış ve huzurun tesisi için sonuna kadar ilerleyecektir. Türkiye’ye karşı yapılan tüm yanlış hamleler geri dönecek ve etki edemeyecektir. İşte geçtiğimiz mübarek Regaip kandili gecesinde; Suriye’de İdlib’de, Türkiye’ye karşı, TSK unsurlarına yapılan saldırı son çırpınışları ve en büyük hataları olmuştur. Şehitlerimiz var! Acımız ve üzüntümüz tariff edilemez. Ama iyi bilinmelidir ki Türkiye artık büyük ve güçlü bir devlettir ve bunun hesabını en ağır şekilde soracaktır/soruyor! Haince, kalleşçe saldıranlar kaçacak delik bulamadan doğrudan toprağın altına gömüleceklerdir.

Allah şehitlerimize rahmet, ordumuza, devletimize ve milletimize güç versin..

Yorum Yap


550

cam göz
2 yıl önce
HZ. Ömer döneminde Suriye seferi var. Ordu Suriye'ye yaklaşmakta, gelen haberlerde Suriye bölgesinde veba hastalığı var. Seferi iptal edlim diyenler var.Etmeyelim diyenlerde var. Hz. Ömer seferi iptal eder. Hz. Hasan'ın mezarı Suriye'de.. Yavuz Sultan Selim'in Suriye seferi var...

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Ticari Ve Sınai Ürünler Pazarlama Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ‘dir.

Giriş Yap