SON DAKİKA
SON DAKİKA
Türkiye büyük bir ülke!
15.11.2020

 
Bugünlerde dolar/dövizin sürekli yükselmesi, Türk lirasının değer kaybediyor olması, ekonominin istikrarsızlığı birilerini çok sevindiriyor. Uzman ekonomist değilim. Dövizdeki yükseliş ve düşüşleri çoğunuz gibi anlamakta güçlük çekiyorum. Ama ekonominin kötü gitmesine sevinilmesini, bunun politik malzeme haline getirilmesini ve hükümete karşı koz olarak kullanılmak istenmesini de hiç anlamıyorum. Dolar ya da başka bir para birimi karşısında Türk lirasının değer kaybetmesi sonuçta herkesi etkiliyor. Benim cebimden eksilen sonuçta senin cebinden de eksiliyor…

Ama her fırsatta olduğu gibi, ekonomide yaşanan bu spekülatif iniş çıkışlardan nemalanan/kar elde edenler olduğu da bir gerçek. Nasılsa bu iniş çıkışları önceden bilenler bunu da fırsata çevirerek servetlerini katlayabiliyorlar. Ancak meseleye çok daha geniş pencereden bakmak gerek. Bundan tüm ülke etkileniyor. Ekonominin bu hareketliliği en fazla üretim girdilerini etkilediğinden düşen üretim durumu daha da sıkıntılı hale getiriyor.

Öncelikle bilinmesi ve kabul edilmesi gereken Türkiye Cumhuriyeti daha 97 yıllık çok genç bir devlet ve yakın zamana kadar gerek yatırım, gerekse hizmet üretimi anlamında da daha birçok eksikliği bulunuyor. Bunu hala ülkenin her yerinin şantiye halinde olmasından dolayı rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hala yeni yollar (Karayolu, Demiryolu, Havaalanı), Okullar, Hastaneler, Barajlar, Devlet Daireleri yapılıyor, alt yapı çalışmaları her yerde devam ediyor. Bugünü eleştirenler önce ilk 80 yıla baksın.

Diğer yandan özellikle petrol, doğalgaz gibi günümüzde hayati öneme sahip enerji kaynakları açısından büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülkeydik. Bugün bu bağımlılığı azaltmadığımız sürece ekonomide düze çıkmamız, işte o dolarda/dövizde yaşanan iniş ve çıkışları stabil hale getirmemiz mümkün değil. Savunma sanayisinde bırakın kendi uçağını, silahını, av tüfeği fişeği bile üretemeyen bir ülkeydik. Otomotiv sanayimizin Devrim otomobili ile nasıl tarihe gömüldüğünün hikayesini hepimiz biliyoruz.

İşte geçmişin ağır çarklarını döndürmemek ve ülkeyi karanlıklar içinde bırakmak isteyen güçlerin bugünkü gelişmeleri görmek istememeleri aynı anlayışla devam ediyor. Ama buna rağmen özellikle son 10 yıllarda ülkede çok büyük gelişmeler ve atılımlar ard arda yaşanıyor. Geçmişin onca olumsuzluğu ve sıkıntısını öyle bir çırpıda atamazsınız. Sabırlı ve inançlı olacaksınız ve geleceği yeniden inşa edeceksiniz. İşte devlet olmak da bunu gerektiriyor.
Daha işin başındayız belki ama, başta savunma sanayii olmak üzere yerli ve milli sanayi atılımıyla kendi silahını, mühimmatını üreten, İHA ve SİHA teknolojisiyle yükselen bir ülkeyiz. Hem de öyle bir teknoloji ki dünyanın savaş geleneklerini değiştiren bir teknoloji. Bunu terörle mücadelede ve Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ve Azerbaycan’da ispatlı olarak tüm dünyaya sergiledik. 81 ilde hayata geçirilen OSB’ler (Çoğu ilde ikinci, üçüncü, dördüncü ve daha fazlaları kurulmaya devam ediyor), sanayi üretimlerini her geçen artırıyor. Elektrikli Otomobil başta olmak üzere birçok elektrikli araçları üretecek seviyeye geldik. Tüm bunlar tam anlamıyla hayata geçtiğinde üreten, kullanan ve satan bir ülke olacağız. 

Yine Karadeniz’de 405 milyar metreküplük doğalgaz keşfi bu ülkenin ekonomik geleceği açısından büyük bir dönüm noktasıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, açıkladı, Karadeniz'in Sakarya havzasında yaklaşık 40 kuyu açacaklarını ve 2023'te bu gazı karaya taşıyıp doğalgaz iletim sistemine bağlayacaklarını söyledi.

Bu ülke bu aşamaya kolay gelmedi ve gelinen nokta görülmemekte ısrar ediliyor. Ama bilinmesi gerekir ki Türkiye büyük bir ülke. Hem bulunduğu coğrafi konum itibarıyla, hem doğal kaynaklarıyla hem de ve en önemlisi ülkesini, devletini seven ve inanan insanlarıyla büyük bir ülke. Bu büyüklük yıllarca bastırılan büyük sıçramayla artık ortaya çıkacak. Öyle dolarla/dövizle, ekonomik baskılarla bu ülkeyi daha fazla tutamazsınız. Çekilen sıkıntılar sona erecek ve Türkiye’nin büyüklüğünü tüm dünyayla birlikte siz de göreceksiniz…

 

Yorum Yap


550

deniz
1 yıl önce
Bizim gibi olgun yaşta olanlar bilirler ki, kitaptaki bilgiler ile yaşanan hayattaki bilgiler farklıdır. 1970-1980 yıllarına kadar Orta,lise ve üniversite gençlik yıllarında genç arkadaşlara önce vatanı ve milleti sevelim. Ondan sonra Parti buluruz.İnsan sevgisi , partilerden,doğmaz. İnsan sevgisinin kaynağı ,ulvi değerlerdedir. Kısaca vatanını ve milletini kimler seviyor? Birşey söyliyemeyiz. Ama Sayın BAHÇELİ'nin vatan ve millet sevgisi olduğunu söyleriz. Selam olsun..
can
1 yıl önce
Avrupa'da 5 milyom Türk Vatandaşı köylerde değil,kentlerde çalışıyor..Türkiye'de kent nüfusu ÖZAL döneminden sonra arttı.Karadeniz Bölgesi, Konta,Tarsus,Adana gibi büyük toprakların,tarım topraklarının olmadığı bölgedir. Gurbetçiliğe dayalı çalışmalar olmadan olmaz. Kent nüfusunun artması,Türkiye'nin Kültür zenginliğinin kalitesini arttırdı.Kültür yükseldiği için AK Parti 20 yıldır iktidardadır. 20 yıl içindeki dünyada ve Türkiyede büyük değişmeler oldu. Kitaplık çapında konular. Vatan ve Millet sevgisi ile Partilere bakıyoruz. Vatan sevgi ola
pırlanta
1 yıl önce
ÖZAL Dönemine kadar Türk nüfusunun yüzde 60 köylerde,yüzde 30 kentlerde idi.Avrupa Birliği ortak çalışmlarında,kent nüfusunuz çok az. Üniversite nüfusunuz ve şoför sayınız çok...Kent nüfusu yükseltildi.Köyleın nüfusları azaltıldı. Doğru bir çalışmadır. Çünkü kültür olmadan hiçbir şeyi anlama imkanımız olmaz. Köy nüfusunun azalması,insanları topraktan uzaklaştırdı. Buda doğrudur. Unutmamak gerekir,avrupada çalışan 5 milyon Türk ailesi köylerde çalışmıyor. İşletmelerde çalışıyor. Samsundan sonraki Doğu Karadeniz Bölgesinde toprak yoktur.Konya,Tar

© 2020 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Ticari Ve Sınai Ürünler Pazarlama Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ‘dir.

Giriş Yap